7 Mayıs 2018 Pazartesi

İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar;
Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akletmeyen kimseler niçin geçici dünya hayatında fit bir görünüm için uğraşırken, ebedi ahiret hayatı için çaba sarfetmezler? Cenab-ı Allah'ın bu dünyada yaşattığı numüneler üzerinden ahiret nasıl kazanılır? Kariyerimize, makamımıza, malımıza, çocuklarımıza olan tutkumuzun an gelip Allah'ın sevgisi ile yarıştığını nasıl anlayabiliriz? Cenab-ı Allah'ı ikinci plana atıp onları Allah'ımız gibi sevmeye başladığımızda hangi süreçlere girmiş oluruz? Cenab-ı Allah'ın hernagi bir konudaki emrini ikinci plana atıp bu konuda benim dediğim olsun dediğimiz tercihlerin arkasında ne yatar? Cenab-ı Allah'ın bize verdiği nimetleri O'ndan daha fazla sevmeye başladığımızda neyi boşa çıkarmış oluruz? Allah'ın insanlara verdiği en büyük sermaye nedir? İnsan bu sermayeyi boşa çıkardığında nasıl gözüyle görmez, kulağıyla işitmez, topladığı bigiler ile akledemez duruma gelir? Allah'ın kıymet verdiği ve hedef gösterdiği güzellikleri görmezden gelip, basit ve geçici dünyalıklara neden kıymet veriyoruz? Herkes yatağında uyurken gecenin bir yarısında kalkıp hem korku ve hem arzu üzere Rablerine seslenenlerin bilinç farkı nerede başlar? Cenab-ı Allah niçin dünyadaki sınırlı şeyler için kullanılan kalbi çoban ile sürü ilişkisine benzetir ? Hayat sermayemizi nasıl sonsuza dönüşteribiliriz? İnsanın hayattayken kalbi, gözü, kulağı, basireti geri alınır mı? (Kullanamaz hale getirilir mi?)


Kuran Üniversitesi











11 Nisan 2018 Çarşamba

NEYİN ALLAH İÇİN OLUP OLMADIĞINI NASIL ÖLÇECEĞİZ?

Selam Arkadaşlar;
Anne ya da babanız sizden bir bardak su istediğinde üşenip de götürmediğiniz oluyor mu? Her gün camiye gelen yaşlı amca hasta olup da gelemediğinde ziyarete gidiyor musunuz? Sıcak bir günde diliniz damağınıza yapıştığında marketten su ya da ayran alırken caddede önünde tartı âleti ile bekleyen, üzerinde eski püskü elbise bulunan şu çocuğa da bir tane aldığınız oluyor mu? Bazen öyle büyük fırsatları teptiğimiz oluyor ki ama biz hayatın koşuşturmacası içinde bunların farkına bile varmıyoruz…
İstiyoruz ki dünya hep bizim etrafımızda dönsün. Öyle ya kendi hayatımızın başrolünde oynamak varken niçin başkasının hayatında figüran olalım ki?!
Herhangi bir konuda bizden yardım isteyen birileri olduğunda duymazdan gelmek, ağırdan almak gibi yollara tevessül ettiğimiz olmuyor mu? Ama biz birinden yardım istediğimizde hemen bizim için seferber olmasını bekliyoruz.

Hani bazı yerlerde sürekli gördüğümüz bir yazı vardır: “Bugün Allah için ne yaptın?” diye… Sahi biz bugün Allah için ne yaptık / yapacağız? Günlük hayatımız içinde yaptığımız faaliyetlerin hangisini / hangilerini kendimiz için hangisini / hangilerini Allah için yapıyoruz?
Neyin Allah için olup olmadığını nasıl ölçeceğiz? 

Bir hadis var ki ne zaman duysam tüylerim diken diken olur. Beni uzun uzun düşüncelere sevk eder. Bu hadiste Allah Resûlü (s.a.v.) kıyamet gününde mahşer meydanında kul ile Allah arasında yaşanacak dehşet bir konuşmayı aktarıyor. Âlemlerin Rabbi olan Allah (c.c.) bir kuluna soruyor: “Ey âdemoğlu! Ben hastalandım da beni ziyaret etmedin.”
Kul şaşkın, duyduklarına inanamıyor! Nasıl olur? “Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbi olduğun halde ben seni nasıl ziyaret edebilirdim?” diye cevap veriyor.
Âlemlerin Rabbi buyuruyor ki: “Falan kulum hastalandı, ziyaretine gitmedin. Onu ziyaret etseydin, beni onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun?”
Kul düşünüyor… Evet ya… Nasıl da unutmuşum. Falan kişi hastalandığında ben onu ziyaret etme imkânına sahip olduğum halde gitmedim. Hastanede yatarken, evinde inlerken, ameliyattan çıktığında gitseydim belki moral verirdim. Belki benim ziyaretimden sevinç duyardı. Ama ben kendi işime gücüme daldım, “boşver gitsin” dedim. Meğer ben onu ziyaret etmemekle ne büyük bir fırsatı tepmişim! Meğerse âlemlerin Rabbi O’nun yanında imiş. Yani Allah’ın rızası o hasta kulu ziyaret etmedeymiş. Oysa ben bir ömür boyu hep Allah’ın rızasını kazanmayı hedeflememiş miydim?
Sonra tekrar âlemlerin Rabbi buyuruyor: “Ey Âdemoğlu! Beni doyurmanı istedim de sen doyurmadın.”
Kul yine şaşkın şaşkın soruyor: “Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbi iken ben seni nasıl doyurabilirdim?”
Öyle ya… Rızkı veren Allah’a rızık mı verilir. Hem Rabbimiz değil miydi “Ben onlardan [insanlardan ve cinlerden] rızık istemiyorum, beni doyurmanlarını da istemiyorum. Muhakkak ki rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi olan benim” (Zâriyât, 57-58)
Ey kul! İşte yine yanıldın… Allah tabi ki yemek ve içmekten münezzeh ama… Şöyle buyuruyor âlemlerin Rabbi: “Falan kulum senden yiyecek istedi, vermedin. Eğer ona yiyecek verseydin, verdiğini benim katımda mutlaka bulacağını bilmez misin?”
Kulun kafası dank ediyor, beyninden vurulmuşa dönüyor… Tabi ya… İşte şimdi hatırladım… Aç bir kişi vardı, kendisini doyurmamı istemişti ama ben hiç de oralı olmamıştım. Televizyon ekranlarından açları görürken kanalı değiştiriyordum. Yardıma muhtaç insanları görüp de kendi evimde yediğim, içtiğim yemekten utanmıyordum. Ama meğerse Allah’ın rızası o açı doyurmaktaymış.
Âlemlerin Rabbi yine buyuruyor: “ Ey Âdemoğlu! Senden su istedim de sen bana su vermedin.”
Kul harap ve bîtap soruyor: “Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbi iken ben sana nasıl su verebilirdim?”
Be hey şaşkın kul hâlâ anlamadın mı? Âlemlerin Rabbi buyuruyor: “Falan kulum senden su istedi, vermedin. Eğer ona istediğini verseydin, verdiğinin sevâbını katımda bulurdun. Bunu bilmez misin?”
((Müslim, el-Birr ve’s-sıla, 43)

Bir ömür boyu Allah’ın rızası deyip de bu fırsatları tepmek ne büyük bir hüsran! Demek ki Allah’ı bulmak çok kolay. Nerede mazlum, mağdur, çaresiz, perişan birisi varsa işte Allah orada! Nerede boynu bükük, kanadı kırık birisi varsa Allah’ın rızasını başka yerde arama işte orada…

Sen çocuğuna envai çeşit yemek yedirirken başkasının yetimini düşünüyor musun ondan haber ver… Sen çayını rahat yudumlarken susuzluktan dili damağına yapışmış olan için üzülüp de bir şey yapıyor musun onu anlat… Sen rahat döşeğinde yatarken hasta yatağında inim inim inleyenlerin olduğunu biliyor musun onu düşün…
Evet… Rabbimizin rızası sadece alnımızın secdeye değmesiyle olmuyor, aynı zamanda alnımızdan mazlum ve mağdurlar için terin de akması gerekiyor.

Rabbimiz, her durumda rızasına uygun işler yapmayı, mazlum ve mağdura sahip çıkıp ebedî saadete ermeyi cümlemize nasip eylesin.

(Soner Duman/25.Receb.1439/12.Nisan.2018/Perşembe)

10 Nisan 2018 Salı

KULLUK MİRACINDA NASIL YÜKSELEBİLİRİZ?

Selam Arkadaşlar;

Birkaç hafta önce uçağa binmek üzere havaalanına gittim. Her ne zaman havaalanına gitsem şu X-ray cihazı hep moralimi bozar. Çünkü mutlaka üzerimdeki bir şeyden kıl kapıp ötüyor. Kemerini çıkar, öttü… Saatini çıkar, yine öttü… En son ayakkabımı çıkarıp galoş giyerek cihazdan geçtim ve kurtuldum! Üzerinizde en ufak bir metal parçası varsa geçemiyorsunuz. Dahası metal olmasa bile metal olmasından kuşkulandığı şeylerde bile ötüyor! O ötünce de görevliler sizi salmıyor, bir daha geçmenizi istiyor.
Bu cihaz ve görevlilerin bu hareketleri bana bir kaç şeyi çağrıştırdı…
Cennet öyle bir yer ki oraya ancak her türlü günahtan arınmış olanlar girebiliyor. Üzerinizde en ufak bir günah, pislik, kul hakkı kalmışsa giremiyorsunuz, görevliler müsaade etmiyor. “Belki arada kaynarım” diye düşünmeniz mümkün değil! Dünyada bile arada kaynayamıyorsunuz orada nasıl aradan sıvışacaksınız…
ْÖyle ya ne buyuruyordu Rabbimiz?
"Bizim âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız!" (Araf, 40)

Ya Peygamberimiz ne buyurdu?
“Kim ki Müslüman kardeşine gerek kişiliğiyle ilgili gerekse başka bir konuda haksızlık yapmışsa dinar ve dirhemin fayda etmeyeceği kıyamet günü gelmeden önce bugün helalleşsin. O gün geldiğinde kendisinin sâlih ameli varsa yaptığı haksızlığa karşılık bu kendisinden alınır. Eğer iyilikleri yoksa bu defa haksızlık yaptığı kişinin kötülükleri ondan alınıp buna yüklenilir.” (Buharî, Mezâlim, 11)
Demek ki üzerimizdeki hakkı sonuna kadar ödemedikçe bizi görevliler cennete sokmayacak. O hak orada alarm verecek.
Bu hadis bir başka açıdan bana namazı hatırlattı… Hani tekbir getirip “en büyük Allah’tır” diyerek namaza duruyoruz ya. Bir anlamda kulluk miracında yükselişe geçmemiz lazım. Ama nasıl ki havaalanında üzerinizde metal parça bulundukça uçmanıza izin verilmiyorsa namazda da kafanızda bin bir türlü düşünce ve dünya telaşıyla namaza başladığınızda öte âlemlere geçmenize ve kulluk miracında uçuşunuza izin verilmiyor. Artık namaz sırf bedenî bir takım hareketlere dönüyor. Kafanızdaki bütün metal parçalarından kurtulmalısınız ki o yüce dergaha hakkıyla girmenize izin verilsin ve uçuşunuz mümkün olsun.
Rabbimiz her türlü haksızlık, günah ve hatalardan temizlenmeyi, kulluk miracına yükselmeyi cümlemize nasip eylesin.
(Soner Duman/24.Receb.1439/11.Nisan.2018/Çarşamba)


5 Nisan 2018 Perşembe

YURT DIŞINDA ÇOK YER GEZDİM ORADAKİ İYİ İNSANLAR NE OLACAK?

Selam Arkadaşlar;

Gerçek olan, Rabbinden gelendir. O halde kuşkulananlardan olma! Bakara 147

En sık sorulan sorulardan bir taneside budur? 

Hocam yurt dışına bir çok yer gezdim ne kadar iyi insanlar var ama bunların bilmediklerinden ötürü kötü yerlere gitmesine insanın gönlü razı olmuyor bunların durumu ne olacak diyorlar?

Bilmemek diye bir şey yok arkadaşlar?

Cenab-ı Allah siz daha onları tanımadan önce onları yarattı onlara ayetlerini yegane kuvvet oluşunu kullardan, insanlardan, eşyalardan ilah olmayacağını gerek içlerinden gerekse dışlarından nüfüs ederek tehvidi kavrayacak bir fıtrat üzerine yarattı. Bu insanlar fıtratlarını başka bir yerde başka bir İlah'mı yaratıyor? 

Akletmeden, dinini tahkik etmeden, bulunduğu toplumun rengine bürünmeyi bir inanç vesilesi sayıyorsanız bunların durumunu böylece kabullenebilirsiniz çünkü sizde onlar gibi imanınızı sorguladığınız bir süreçten geçirmediniz demektir. Hangi coğrafyada olursa olsun akletmeyenler aynı kaderi paylaşacaktır. Şu halde herkes dönüp niyetine baksın.

Bunların çoğu Allah'ın yarattığı fıtratı bilerek körelterek prim verdiler. Bugünde aynı primi bilerek ve  isteyerek verenler hakikati bilmedikleri için değil üstünü örttükleri için bu ödünü vermeye devam etmektedirler. Böyle bir toplumun içinde çıkarlarını devre dışı bırarak en basit akletmeyi gerçekleştiren kişiler zaten sonunda hakikate erişiyorlar. Neticede Kabe'nin dibinde doğupta bunu başaramayanlar var. Bunu gerçekleştirilen sayının az olması sizi yanıltmasın.

Bugünlerde bir düşünce tarzı belirmiş adam diyormuş ki manevitatı bir dağ gibi düşünün bütün dinler, manevi akımlar yukarda aynı yerde birleşirler dağın eteklerinde farklı olmalarına aldanmayın bunların hepsi aynı yerde birleşirler.

Adam modeli kurmuş hepsi aslında güzel bir yolun yolcuları olduğu için sonuçta aynı yerde buluşacaklarmış.  kimsenin tavuğuna kış diyormu? dürüstçe yaşıyormu? sen ona bak oda cennete gidecek insanlık önemli insanlık diyor...

Yav bu nasıl insanlık!
Adam en basit akletmeyi devre dışı bırakmışsa hangi iyilikten söz edeceğiz?
Bu iyilik değil yav! bu kadar uyum içerisinde hayvanlarda yaşıyor. 

Oysa insanın en temel aklettiği süreç; Yaradınını tanıyıp Ona hayranlıkla kulluğunu gösterdiği Yüce Kudretin sanatının zerreye kadar boyutlarına inerek Cenabı Allah'ın yaratmadaki sınırsız gücünü kavrayacak bir insanlıktan söz ediyoruz.  Böyle bir adam bağışlayın taşa taptırabilir mi? böyle bir adam önemli olan insanlık deyip Allah'ın hakkından vazgeçermi? böyle bir adam kendisi gibi insanlara kulluk edebilir mi? eğer diyebiliyorsa akletmeten vazgeçmiş demektir.  

Akletmekten vazgeçen adamın ne dağa tırmanması yere doğru tepetaklak iniyordur. 

Cenab-ı Allah bir çok ayetde "düşünsünler diye" "hiç düşünmezler mi" diyerek insani kapasitemizi ortaya koyuyor. Bu kapasiteye sahip insan, yeryüzündeki varlığının akletmeyle gerçekleşeceğini ve bir yıllık tefekkürün bin yıllık ibadeten daha hayırlı olduğunu anladığında insanı varlığını harekete geçirmiş olur.

Bu süreç veri toplamadan, ayetlerle ilgilenmeden, gözlem yapmadan gerçekleşecek bir süreç değildir. Bu hareket bizim yaşamımızın olmazsa olmazıdır. Bunu yapan kimse ister Çin'de olsun ister Hindistanda olsun akletmek istediği takdirde Allah bu süreci işleteceği verileri ona ulaştırır. 

Hz Nuh (AS) ayetleri tilavet ederken ne diyordu?
 "Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış. Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi. Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır." Nuh 16-18  

Hz Nuh'un bahsettiği bu sürecin yaşanmadığı bir yer var mı? Bu süreç insanı başlı başına yaradan hakikatine götürme yeterli ayetler değil midir? Her yerde güneş doğmuyor mu? Her yerde insanlar doğup, ölmüyor mu? Bu ayetleri es geçip görmezden gelenler, çıkarlarını kaybetme riskini göze almayan kimselerdir. Cenab-ı Allah aklederek gerçeğin üstünü ezmeyen herkesi muvakkaf kılacağını vaat etmiştir.

"O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar." Yunus 100

Hakikat arayışı bireysel bir arayıştır, bireysel bir meraktır ve Cenab-ı Allah her insanda bu potansiyeli var etmiştir. Eğer kişi bu potansiyelini kullanmak isterse, Cenab-ı Allah ona ilmini çok basit şeyler üzerinden gösterebilir bir çiçeğe bakarken, güneşe bakarken, hatta tırnağını keserken bile yaşatabilir.

Bir insan vahiy ile tüm yolları kapayıp da bir tanrısı olduğunu söylüyorsa o söylediği Tanrı onun memurudur. Çünkü vahiy üzerinden Allah’ın buyruklarını alabileceği tüm kanalları kapatmış ise onun Tanrısı ağzı var dili yok bir tanrıdır. Çünkü iletişimleri sıfır olduğu için ona bir rekat namaz kıldıracak gücü bile yoktur.

Müşrikler putdan tanrıları niye çok seviyorlardı? 
Tamda bu sebeple işte. Ağzı var dili olmayan, onlardan bir şey istemeyen hazır kıta asker gibi sadece onların taleplerini yerine getiren bir tanrı istiyorlardı. Sorsan Allah onları da çok seviyordu.

Halbuki kulluk dediğimiz şeyde hayatın anlamı; Yüce Yaradanın ayetlerini inceleyip O'na sevgi ve saygıyla bağlanacak süreçleri yaşayarak neticesinde ona bağlanmaktır.

Prof. Dr. Halis Aydemir hoca'nın tefsir derslerinden alıntıdır.



23 Mart 2018 Cuma

GÜNLÜK AJANDASINDA AHİRET OLMAYAN YAŞAM TARZLARININ AKIBETİ

Selam Arkadaşlar;

Kişinin sahih bir imana sahip olduğunun göstergeleri nelerdir? Kişi sabah uyanıp zihin ajandasını yokladığında ufak tefek şeylerle mi mutlu oluyor yoksa ufukta bir güneş gibi belirip bunları gölgede bırakan ahiret ajandasıyla mı uyanıyor? Eğer kişi ahiret heyecanı ile uyanıyorsa yakın bir imanın etkisi altına girmiş demektir. Fakat ajandası sadece dünya ile ilgiliyse, hayata dair irili ufaklı beklentileri etkin hale geçer ve kişiyi birinden diğerine sürükleyerek duvar çatlağından nefes almaya çalıştığı bir hayata sürükler. Çünkü dünyaya dair saman alevi misali mutluluklar kişilere uzun süre yar olmaz. Her sabah, yeni bir başağrısı ve yeni bir mutsuzluğa gebedir. Kişi yaşamında Rabbinin ayetlerini inceleyip O'nu tanımanın hayatının en büyük kıvancı olduğunu anlamadıkça, onun yerine geçirdiği kıvançların hepsi sıkıntı halinde ona dönecektir.

kalpler ancak allah'ı anmakla huzur bulur ile ilgili görsel sonucuGünlük ajandasında ahiret olmayan yaşam tarzlarının bütün dönemeçleri böyledir. Bunlar hayat içindeki dönemeçleri aşmak ve Cenab-ı Allah'ın ayetlerinin tesirinden kurtulmak için kalblerine defans yapmak zorunda kalırlar ve her defasında biraz mutluluk demişken daha mutsuz olurlar.
Daha dün son model bir araba ile mutlu olacağını zanneden, daha dün bir yazlık ile mutlu olacağını zanneden, daha dün yeni bir kariyer ile mutlu olacağını zanneden niceleri bu seçeneklerin hiç biri mutlu olmamaktadırlar. Dolayısı ile ahiretden ödün verenlerin dünyayı beş başı mamur hale getirdikleri düşüncesi şeytani bir aldatmacadan ibarettir. Eğer ufukta ahiret beklentisi bir güneş gibi doğuyorsa bu kişinin hayatınıda aydınlatıp onu nurlandırır . Amakayboluyorsa bu sefer ufak tefek kıvılcımların peşinde koşulup durulur. Cenab-ı Allah böylelerinin durumunu şöyle açıklar: Bunların örneği, ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Bakara 17


Cenab-ı Hakkın hoşnutluğunu kazanmak isteyip O'nun emir ve yasaklarını dikkate alıp dosdoğu olan kimseler ise onlara tahsis edilen nur eşliğinde yürürler. O nur, kişinin göğsünü genişletir onu karamsarlıktan kurtarır. Nuru olmayanlar o nuru aramak için psikolog psikolog gezerken onun kalbi her zaman ferahtır. Mutluluğun ölçüsü elinizde birşeylerin olması değildir. O şeylerle size mutluluğun yaşatılması veya yaşatılmamasıdır. Bu yüzden ahireti gözden çıkaranlar hem sonsuz mutluluklarını hemde bu dünyadaki mutluluklarını kaybetmektedirler. Ahiret beklentisi olmayanların dünyaya dair kısa vadeli döngüler içinde zamanla kalpleri pas bağlar ve tükenmişlik sendorumu içinde ölmeden önce bitkisel hayatta yaşarlar. Bu anlayış Mekke'de Peygamberimize "Bu çürümüş kemikleri kim diriltecek " diyen insanı sadece yaşadığı ana odaklayan, bugünde dünyanın geneline hakim olan anlayıştır. Bu insanlar zaman zaman ellerine geçtiğini sandıkları mutlulukları sağlamak adına, daha büyük yanlışlıkların içine girerler. Çünkü bir anlık mutluluk için yapmayacakları fedakarlık yoktur. Cenab-ı Allah; ayetlerini içselleştirmeyip, günlük ajandalarında ahiret olmayan kişilerin karanlıklar içerisinde olduğunu söylüyor. Dolayısı ile bunların psikolojileri devamlı karanlıklar içerisindedir ve onu aydınlatabilmek için anlık ışıltıların peşini kovalarlar. Var mı bu gece bir eğlence?... Var mı bugün bir parti?.... Var mı gönlümüzü eğlendirecek bir şey?..Onların gecelerinin sabahından da bir hayır çıkmaz ve hep yeni bir boşluğa uyanırlar. Bunlar boşluğu dolduracak şeylerin peşini kovalarken, ufukta ebedi bir gelecek beklentileri gönüllerini sarmamıştır. Bunların gönüllerini bazen 200 devirlere çıkıp bazen susan motora benzetebiliriz. Sonunda kayışlar atar sistem çakılır ve bozulur. Dolayısı ile böyle kimselerin göğüslerinde bir nur olmadığından kalpleri karanlık ve canları devamlı dünyalık şeylerle sıkkındır. Cenab-ı Allah'ın ayetlerini içselleştirmiş kimseleri ise Cenab-ı Allah bir nur üzere kalıcı bir ferahlıkla mutlu kılar ve böyle kimseler dünyevi bir kaç değişkenlik yüzünden mutluluk anlayışlarında bir değişkenlik yaşayıp dibe vurmazlar.
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, yiyecek ve yazı
Prof. Dr. Halis Aydemir. Meal Derslerinden alıntıdır.














16 Mart 2018 Cuma

NASIL BİLİRDİNİZ? PAMUK GİBİ BİLİRDİK

Selam Arkadaşlar;

Allah kendinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de adalet üzere hareket ederek Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik ettiler. Yüce ve hikmet sahibi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Ali İmran 18

Adam diyor ki sen ilmi, akletmeyi Rabbinin ayetlerini inceleyerek şehadetini arttırıp O'na secdeye varacak süreçleri yaşamayı boşver insanlarla iyi geçiniyormu ona bak!

Bundan daha fazlası yok mu senin için?
Yaradanı tanımak.
Yüce Kudret ile temas kurmak onu sevmeye başlamak.

Hakikat arayışı bireysel bir arayıştır, bireysel bir meraktır ve Cenab-ı Allah her insanda bu potansiyeli var etmiştir. Eğer kişi bu potansiyelini kullanmak isterse, Cenab-ı Allah ona ilmini çok basit şeyler üzerinden gösterebilir bir çiçeğe bakarken, güneşe bakarken, hatta tırnağını keserken bile yaşatabilir

Adam akletmeyi, gözlem yapmayı, ayetleri okumayı bırakmış Allah'ın insana verdiği en büyük nimeti çöpe atmış insana insanlığını katan cevheri kullanmıyorsa bu adamın hangi iyiliğinden bahsedeceğiz .

Hayatında konforu uğruna erişeceği herşeyi en ince detayına kadar inceleyip bilgelenen bir kişi konu Rabbibinin ayetlerini inceleyemeye gelince yüz çevirmesi zayıf karaketirinin bir göstergesi olsa gerek.

Bunu bir insan yapsa mesala birine iş kurması için bir sermaye ve araba versek ama baksak ki adam arabanın camını silmekten başka bir iş yapmıyor ona yav biz sana bu sermeyayi iş kurasın diye vermiştik ama sen hala camları siliyorsun dediğimizde onun ama benim kimseye zararım yok demesini kabul edebilir miyiz?

Adam durup bir taşın önüne kendini mıhlanmış yav bu taşa bu ineğe niye tapıyorsun dediğin zaman en basit soruyu geçiştiriyorsa o insan insan bile değildir.

Ama bizim ki diyor ki dünyada bir çok yer gezdim sonunda anladım ki onun dini şuymuş bunun dini buymuş çok önemli değil önemi olan insanlık..Bir insanın çok gezerek körelmesi böyle bir şey olsa gerek. Ama en basit akletse burda 2*2=4 dediğine başka gittiği yerde adam 5 diyor öbürkü başka tarafta 8 diyor ama bizimki bu farklar önemli değil diyerek dönmüş buralara.

Bütün insanlığın temel sorumluluğu ilim yaparak yegane hakikatin Allah'tan gayrı bir ilah olmadığına tanıklık etmektir.

Bir sahabe Peygamberimize gelip babasının konumunu sorunca Peygamberimiz tabiki cehennem cevabını verdiğinde sahabe ama nasıl olur benim babam bu yörenin en cömert , en misafirperver ve en iyi insanlarından biri olarak bilinirdi deyince Allah'ın Resülü ona senin baban bir gün bile Cenab-ı Allah'ı yegane ilah bilip Rabbim demedi dedi. Kendisine verilen nimetlerin var edicisine hakkını verip tanımamış kişi kullara düzgün davramış ne manası olabilir ki?

Bizde de oluyor mesala adam bir ömür boyu Allah'ın ayetleriyle bir ömür yüz çevirmiş alnını Rabbim diyerek bir kereye secdeye koymamış adamı musallaya getirdiklerinde nasıl bilirdiniz diye sorduklarında "pamuk gibi adamdı" diyorlar. Ama bizim bildiğimiz Allah'ın ayetleri hatırlatıldığında yüzünü buruşturan birisiydi ama diyorlar ki din tarafı başka biz insan tarafını söylüyoruz.

Allah'ı tanımamış, ona kulluk etmek için çaba sarfetmemiş bir adamın insanlığından da söz edilemez.

Düşün bir kere, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, bu gerçeği kabul etmeyen kör gibi olur mu hiç? Bu gerçeği ancak, akıl ve sağduyu sahipleri hatırdan çıkarmazlar.Rad 19 


Prof. Dr. Halis Aydemir. Meal Derslerinden Alıntıdır.

KİŞİ UYANDIĞI HALDE NEDEN UYUYORMUŞ GİBİ YAPAR?


Selam Arkadaşlar;

De ki: «En kesin ve üstün delil, Allah'ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi.» En'am 149

Cenab-ı Allah kişi nerede olursa olsun delillerini onunla buluşturup ayetlerini ona gösterip tam bir farkındalık ile karar vermesini sağlar. Sonrasında kişi ya Yaratacısına döneceğinin bilinci içerisinde Rabbi karşısında eğilip "Beni dosdoğru yola ilet, bana yolumu göster, benden ne istiyorsun? diyerek kulluğunun başladığı irtibatını gerçekleştirir. Ya da bu saatten sonra ben sana kulluk edemem senin önünde seceye gidemem benim bir hayat tarzım var uzak duramadığım alışkanlıklarım var karizmamı çizdirip millete kendimi söylettiremem diyerek uyanmasına rağmen uykudaymış gibi yapmaya devam eder. Kişi bir çok defa uyandırılsada bak namaz kılanlarıda görüyoruz hacca gidenleride görüyoruz diyerek uyuklama haline mazaretler sıralayıp durur

Hani bazen uyurken uyandığımız halde uyuyormuş gibi yapıyoruz ya işte böyle bir dem gelir ve  kendine gösterilen ayetlere yüz çevirerek epeyce bir süre gerçeği farketmeden uyuyormuş gibi yaparak hayatına devam eder. Kişi yaşamına böyle devam ettikçe şeytan bir sonraki sahnede aleyhine daha güçlü tanık olarak devreye girer. Her attığımız yanlış adım şeytana daha fazla fırsat verir. Bu durum yularını şeytana verene kadar uzayabilir.

Cenab-ı Allah bunun hiç bir istisnası olmayacağını bize haber vermiş 

De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” Neml 93 

Çünkü o bize O'na hamd edip teşekkür edeceğimiz süreçleri yaşayacağımız sonuçlarını önceden bize bildiriyor. Dolayısı ile öyle dipte köşede olanlar veya biraz uzaklarda olanlar farketmeden kendilerine ilişmediği için anlayamadım ya Rabbi diyemeyecektir. Uzak kaçmak isteyenleride Cenab-ı Allah bir yerde kıstırır ve ona ayetlerini göstererek iliklerine kadar hakikati ona belletir. O andan sonra kişi hakikat karşısında çaresizdir fakat gördüğü hakikat yolunun tersine yolu yürümenin bir açık kapısı vardır oda kendine sanal bir dünya yaratıp o dünyada yaşamayı seçerek heva ve arzularının peşinden gitmektir. 

Cenab-ı Allah'ın delilleri öyle zorla deşilip ortaya çıkarılan bir şey değildir. Bu dünya hayatında herkesin istesede istemede kapısını çalıp bu konuda hiç bir özrü kalmayıncaya kadar yaşadığı bir süreçtir. Kişi kıyamette kaldırıldığı zaman Cenab-ı Allah ben sana hakikatimi en açık bir şekilde göstermiş sende yüz çevirmiştin diyerek sunacağı tüm mazeretlerin önünü alır ve onu kendi tanıklığıyla baş başa bırakır.

Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.. Kıyamet 14-15

Cenab-ı Allah kulunu imtihan sırasında sürekli bilinçlendirerek kendisine verilen tüm fırsatlara rağmen artık hiç bir şekilde geri gelmeyecek inatçi biri olduğu net bir şekilde ortaya çıkınca Cenab-ı Allah'da onu yakalar. 

Cenab-ı Allah'ın delilleri ile bu dünya hayatında yüz yüze olduğumuz içimize erişimini engelleyemediğimiz istersek duymamazlığa verelim istersek kaçalım Cenab-ı Allah o bilgileri illaki sana ulaştırır ki sorumluluğunu üzerine alasın.

Onun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi? Fussilet 53

Cenab-ı Allah sınavı kaybedenler için diyor ki geri döndürsek de kaldıkları yerden devam ederler. Laboratuvarda bir deney yapıp tepkileri not ettiğinizde bu deneyi tepki sabitleninceye kadar yaparsınız. Tepki artık hiç değişmeyip onun grafiğini çizdiğinizde artık zamanla hiç değişmeyen bir grafik ortaya çıkar. Bir kişinin verdiği tepkiler milyon senede yaşada olumsuz olacağı ortaya çıktığı zaman onun artık eceli yakınlardadır. Ölümün son nefeslerini hissettikten sonra artık yalvarmanın yakarmanın göz yaşı dökmenin hiç bir faydası olmayacaktır. 

Adam ömürünü tamamlamış etrafına dekor olarak dururken Allah bakın böyle de yaşlandırıyorum diyerek bizi ölenler üzerinden akletmeye, yaşlananlar üzerinden ibret almaya ve hayatın bir sonu olduğuna dair kanıtlarla bizi çepeçevre kuşatır.

 Prof. Dr. Halis Aydemir. Meal derslerinden alıntır.


5 Mart 2018 Pazartesi

DİNİ KONULARDA KAFAM KARIŞIYOR HERKES FARKLI BİR ŞEY SÖYLÜYOR

Selam Arkadaşlar;

Onlara, "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulduğunda "eskilerin masallarını!" diye cevap verirler. Sonuç olarak, kıyamet gününde kendi günahlarını eksiksiz yüklendikleri gibi bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarından da yüklenmiş oldular. İşte görün, yüklendikleri şey ne kadar kötü! Nahl 24-25


Cenab-ı Allah ortak verilen bu tepkiyi onların benzeşen kalplerinin tercihlerine bağlamaktadır. Yaklaşım aynı olunca Peygamberimizin dibinde bile olsalar vahyi bizzat onun ağzından da duysalar neticenin değişmemektedir. Yüce Allah tüm insanlar hakkı gösterip gerçeği anlamalarını sağlamakta ancak kendisine sunuluna tüm imkanları reddedenlerin belirli bir zaman sonra anlayışlarının ayarları bozulacağı ve bu imkan kendilerinden geri alınacağı süreci yaşamaktadırlar.

Onların arasında, seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca kendilerine bilgi verilmiş olanlara «Az önce ne demişti?» diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir. Muhammed 16

Adam bir konu hakkında kararını verip daha baştan tepkisini belirlediyse artık bundan sonra ona hiç bir şey yapmak mümkün değildir. Dolayısı ile bunlar gerçeği anlayamadığından konuya böyle yaklaşıyor sanmayınız bunlar gerçeği anlayıp gerçeğe boyun eğmek istemediklerinden onu yaftalayıp kendilerine ayrı bir yol tuttular. Ve "öncekilerin masalları"dır diyerek yaftaladılar. Bu yaftalama başkalarının ön yargısına mahkum olarak kendi yargısını oluşturmak istemeyen herkesin akibetidir.

Kendi hevalarına uyduğu için başkalarının sözlerini kendilerine kılavuz edinenler meseleyi ayrıca tahlil etmeye dolayısı ile bilgilenmeye tenezzül etmeyenler kalabıklar içerisinde kendi iradelerini teslim etmiş silik kimselere dönüşürler. Bunların sayısı o günde bugünde çoğunluktadır. Cenab-ı Allah kendi sorumluluğuna sahip çıkıp varlığını anlamlandıran hakikatin peşini kovalayan kimselerin nasıl selamete çıkaracağını vaat ettiyse hakikatin peşine düşmeyen kendi gözlemini esas almayan öylece hevasının ardına düşen kişilerinde ziyan olacağını belirtir. 

Günümüzde de Kur'an'ı anlamak için mesai harcamadan Kur'an'ı inkar etmeye hevesli bir çok insan vardır ki Kur'an hakkında başkalarının önyargılarını hoşnutla karşılarken kendileri yargılarını oluşturmak için hiç bir çaba sarfetmezler.  Çünkü eğer araştırırsam, incelersem ve söylendiği gibi olmadığını görürsem o zaman Allah'ın kitabına ve O'nun elçisine mecbur kalırım diyerek baştan süreci bloke etmek isterler. Kişi kendisine duyduğu saygının gereği olarak bilgilenmeyi, kendisine sıunulanları değerlendirmeyi düşünmüyorsa başkalarının ona sunacağı peşin ön yargıları kendine kılavuz edinecektir..

Mekkelileri Peygamberimiz ile temas kurulmasını engellemek için biz onu dinledik “anlattıkları eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyerek toplum mühendisliği ile ortamı karartmaya çokları katılırken kendisine saygı duyan çok azı biz kendimiz dinleyerek karar vermek istiyoruz hak ise doğru deriz değil ise reddederiz dedikleri an itibariyle hidayet yolu kendilerine açılmıştı. Cenab-ı Allah akletme sorumluluğuna sahip çıkan kimselere kesinlikle hidayetini vaat edip böyle kimselerin kalabıklar içerisinde kaybolup zayi olmayacaklarını belirtir. Dolayısı ile birileri Mekkeyi başından sonuna kadar bunlar eskilerin masallardır, bunları Muhammed kendi eliyle yazıyor diyerek ortamı boğsalarda Cenab-ı Allah'ın mesajı kendisine içten içe saygı duyan kalplerde karşılığını bulmuştu.

Sen ancak zikre uyan ve görmeden Rahmân'a saygı gösteren kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.  Yasin 11

Bugünde din adına ortalıkta yükselen farklı seslerde insanların akıllarının karıştırıldığını düşünenler; Cenab-ı Allah'ın her kalbe her yüreğe bizden daha yakın ve insanın içinde uçsuz bucaksız bir düşünce dünyası olduğunu bilmelidir. Bu noktada hakikatin arayışına girerek kendi dünyalarını bilgiyle donatmak isteyenler ortalıkta kafa karıştıracak ne kadar yüksek ses olursa olsun asla zayi edilmezler. Kişiye şah damarından daha yakın olan ve  sınav sürecini yöneten Cenab-ı Allah, sorumluluğuna sahip çıkan masum bireyleri ortalıkta ne kadar farklı ses olsada asla mağdur etmeyecektir. 

Dolayısı ile hiç bir bireyin falancalar benim aklımı karıştırdı filancalar bana kötü örnek oldu demeye hakkı yoktur onun hakkı “biz ona düşünen bir akıl vermedik mi? "biz ona bir basiret vermedik mi? "  ayetlerini gereği tüm potansiyelini kullanarak önce kendisine saygı gösterip hakikatin peşine düşmektir. Ama adamın hakikat ile ilgili bir derdi olmamış devamlı başkalarının ön yargılarını kabullenip araştırmaya bilgilenmeye tenezzül etmemişse onların kalabıklar içinde silik, kafası karışık ve sonunda zayi olmaları kaçınılmazdır.

Cenab-ı Allah'ın ayetleri insanı kendi içinden kendi dışından her tarafından kuşatır. Dolayısı ile ben gerçeği istiyorum diyerek Yaratıcısından yardım isteyen kimseler tarihte de bugünde asli zayi edilmezler. 

Bugün internet üzerinden spot cümlelerle insanların bilmedikleri alanlarda yönlendirildikleri bir gerçektir. Fakat bu yönlendirmeye maruz kalan kimseler bu konuyu bir de kendim ele alsam bu konuyu bir de ben incelesem demedikleri sürece içine düştükleri durumu hak etmektedirler. Çünkü Cenab-ı Allah, bireyi neden falancanın dediğiyle hareket ettin sen niye bilgilenmedin diyerek sorguya çekecektir.

isra 36 ile ilgili görsel sonucu

Biz daha ilkokul çağındaki evladımız kendi aklıyla haret etmediğinde niye arkadaşının sözüyle hareket ettin sorgularken çocuğumuz makul bir çıkışta bulunduğumuzu anlarken bugün birilerinin aklımız karışıyor demesi beyhudedir. Dolayısı ile yönlendirmelerle oluşmuş kapakları kendi yaşantına bir temel kabul etmiş kişiler belli ki hakikatin kendisinden korktuğundan hazır oluşturulmuş ön yargıları sahiplenip onlarla yola devam etmek isterler.
Kimileri bu ön yargılarla din algısını oluştururken kimileri de bu ön yargılar ile dinden uzak bir yaşam seçerler.  Böyle kişiler hayatlarının başka sahalarında bunu yapmazken, din konusunda böyle bir tutum izlerler, örneğin bir araba alacağı zaman neredeyse araba yapacak kadar bilgiye sahip olan bireyler konu din olunca kimileri arzu ve heveslerine uygun yaşamak kimileri kısa yoldan dini kazançlar elde etmek için bu yöntemi bir çıkış olarak kullanırlar.   


Bunlar Prof. Halis Aydemir hoca'nın Nahl 24 tefsir dersinden alıntıdır.






İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akl...