22 Aralık 2014 Pazartesi

KURANDA MÜTEŞABİH AYET YOKTUR .

Selam Arkadaşlar ;

Al-i imran s. 7. ayeti, kur'anın anahtarı diyebileceğimiz bir ayettir,bu ayet içinde geçen elkitab , muhkem ve müteşabih kelimelerinin doğru anlamları bulunarak okunmaya çalışılan bir kitab , Allah cc nin bizden olmamızı istediği gibi bir kul olma yolunda önemli katkılar sağlayacaktır. Kitab kelimesi kur'an da en fazla yer tutan kelimelerden birisi olup anahtar kelimelerdendir ayet ile ilgili düşüncelerimizi bu kelimeden giriş yaparak paylaşmak istiyoruz. 

 Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmellezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlih(te’vîlihi), ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi). 

[003.007]  Sana  elkitabı indiren O'dur. onda ana  kitab tan olan muhkem ayetler vardır ki. Diğer bir kısmı da müteşabihtir. Kalblerinde kaypaklık olanlar,  fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için  müteşabih olana uyarlar. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde rasih olanlar, «Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır.» derler. akıl sahiplerinden başkası da  düşünmez.

"Kitab"kelimesi , ke-te-be kökünden türemiştir, bu fiilin masdarı olan "elketbü" deriyi deriye bağlamak anlamında kullanılır, "Ketebtüssiqae" tulumu diktim.
Terim olarak harfleri birbirine yazı ile birleştirmek anlamına gelir.Bu kelime, harflerin sözlede birbirine bağlanması anlamına gelmekte olup,ağızdan çıkan sözlere de kitab denilir, yazılı olması şart değildir. Allah cc nin kelimelerinin bir düzen içinde birlik göstermesi yazmak demektir.

                                                "Sana elkitabı indiren odur" 
Ayeti önce tarihselliği çerçevesi içinde okuyacak olursak , Allah cc Muhammed as a elkitab ı indirdiğini beyan etmektedir, kitab kelimesinin sözlük anlamından yola çıkarak anlaşıldığında çıkan sonuç, Muhammed as a iki şeyi birleştirmeye yarayacak olan bir şeyin indirildiğini bildirmektedir. Muhammed as bizler gibi bir beşer ancak onu bizden farklı tarafı Allah cc nin ona vahyederek ayrı bir kitap indirmiş olmasıdır. 
Allah cc nin yaratmış olduğu bütün insanlar, yaratılışlarından gelen özellikleri donanarak elde ettiklerini  kullanıp hayat içinde gerekli olan bilgilere sahip olmaları onlara da "elkitab"  ın inmiş olması anlamına gelmektedir. Beşer elçiler ile bizlerin bu konuda herhangi bir ayrıcalıkları yoktur. Allah cc bizlere bilmediklerimizi öğreterek elkitab bilgisine sahip kılmış, elçilere bizden farklı olarak bizdeki elkitab bilgisinin nasıl kullanılacağını öğreten klavuz kitab göndermiştir.   
                         "Onda ana kitab'tan olan muhkem ayetler vardır" 
Muhammed as a indirilen elkitab içinde muhkem ayetler bulunduğunun beyan edilmesini nasıl anlayabiliriz dersek kelimenin anlamı ve bu kelimenin kullanıldığı ayetlere müracaat etmek gerekmektedir. 
Muhkem kelimesinin türemiş "hakeme" kelimesi , "ıslah etmek ,düzeltmek maksadı ile menetmek" anlamına gelen bir kelimedir. Muhammed as a inen kitab için  kullanılan bu kelimenin türevleri kitabın işlevi hakkında bilgi vermektedir.

 
[036.002-4]  Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmişlerdensin.
 [010.001]  Elif, Lâm, Râ. İşte onlar, hakîm olan kitabın âyetleridir.
 [011.001]  Elif, Lam, Ra. Bu kitab, ayetleri muhkemleştirilmiş, sonra da Hakim ve Habir olan Allah tarafından uzun uzadıya açıklanmıştır.
 [047.020]  Ve imân edenler derler ki: «Bir sûre indirilmiş olmalı değil mi idi?». Vaktâ ki, bir muhkem sûre indirildi ve onda savaş zikredildi, kalblerinde bir hastalık olanları gördük ki, sana ölümden baygın kimsenin bakışı gibi bakıyorlar. Artık (ölüm) onlara daha layıktır.
 
[043.001-4] Hâ, Mîm. mübin Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.O nezdimizdeki ana kitabdadır. Şanı yücedir, hakimdir.
[003.058]  Bunları biz sana ayetlerden ve hikmetli zikr'den (Kur'an'dan) okuyoruz.
[031.002] Bunlar, o hikmetli kitabın âyetleridir.
Muhammed as a indirilen elkitab'ın muhkem ayetleri ihtiva eden kısmı yukardaki ayetlerin verdiği deliller ile KUR'AN olmaktadır. Muhammed as a inen sözlü vahyin özel adı olan kur'anın, hakim bir kitab olması, kelimenin  "ıslah etmek maksadı ile bir şeyden menetmek" şeklindeki anlamının kur'an ayetlerinin genel muhtevasını karşılamaktadır. 
Burada yapılan önemli bir yanlışa dikkat çekmek istiyoruz; Muhkem ve müteşabih konusu açıldığı zaman , bu kelimelere  getirilen tarifte ,muhkem ayetlerin manasının açık ayetler olduğu , müteşabih ayetlerin manalarının kapalı anlaşılmayan ayetler olduğu cevabı verilir. Yani , muhkem ve müteşabih ayetler kur'an içindeki ayetler gurubudur şeklinde bir anlam genel geçer kur'an düşüncesine yerleşmiş bir düşüncedir.  

Kur'an içinde müteşabih ayetler olduğunu iddia edenler, bu ayetlerin hangileri olduğu konusundaki düşüncelerine baktığımızda işin garebeti daha da ortaya çıkmaktadır. Tıpkı nasih mensuh konusundaki gibi herkesin farklı bir sayı söylemesinin bir  benzeri durum, müteşabih ayetlerin hangileri olduğu konusunda herhangi bir fikir birliği sağlanamamış olmasında ortaya çıkmaktadır. Bir ayetin müteşabih olduğu o ayet ile ilgili yorum yapan kişinin yorumuna kalmış olup, birisine göre muhkem olan aynı ayet , diğerine göre müteşabih sayılabilmiştir. 
Halbuki tefsir tarihimiz içinde gelen müfessirler elkitab kelimesinin sadece kur'an olarak anlamamış olsalardı , müteşabih ayetler konusunda yüzyıllardır süregelen fikir ayrılıkları asla olmazdı. 

Muhkem ayetleri, yani ıslah etmek ve birşeyden menetmek amacı ile belirlenmiş kuralları ihtiva eden elkitabın, "seçilmiş elçilere indirilen, tevrat,incil,zebur ve kur'an gibi isimlere sahip olan kitaplar içindeki ayetlerin hepsi" olduğu şeklinde bir düşünceye sahip olunsaydı, kişiye özel müteşabih ayet tanımı içinde boğulmuş bir çok ayeti hepsinin muhkem ayetler olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılırdı.

Muhammed as a indirilen elkitab ın içindeki muhkem ayetlerin olduğu kitabın ismi, kur'an olup , bu kitabın bütün ayetlerinin muhkem ayetler olduğu ,yine bu kitap içindeki ayetlerin beyanı ile sabittir. Kur'anın bir kısım ayeti muhkem bir kısım ayeti müteşabih şeklindeki bir yaklaşım kitab kelimesinin anlaşılmamasından kaynaklanan bir durum olup bu kelime doğru anlaşılmadığı müddetçe bu kısır döngü devam etmeye mahkumdur. Ayet denildiği zaman sadece mushaf içindeki surelerin içlerindeki bölümlerin anlaşılması , yine aynı mushaf içindeki ayet tanımı ile uyuşmaz , mushafın içindeki  Allah cc nin yaratmış olduğu evrendeki ,sema ,yıldız,ay,güneş,ağaçlar,dağlar,insanlar gibi bir çok şeyi kendisinin ayetlerinden saymakta olup bunların anlaşılması demek kainat kitabının doğru okunması anlamına gelmektedir.

Elkitab kelimesi daha geniş bir anlam etrafında düşünülüp , Allah cc nin yaratmış olduğu bütün kelimelerin içinde bulunduğu kainat olarak düşünüldüğü takdirde elkitabın ayetlerinin 2 tane olması daha kolay anlaşılacak , kur'an içinde 2 farklı ayet gurubu yani muhkem ve müteşabih ayetler vardır şeklindeki düşüncelerin yanlış olduğu ortaya çıkacaktır. 
"Diğer bir kısmıda müteşabihtir , kalplerinde kaypaklık olanlar, fitne çıkarmak birde te'vil yapmak için onun müteşabih olanına uyarlar"

Müteşabih ayetler eğer kur'anın içinde değilde ki evet değil o zaman nerede bu ayetler?

[018.109]  De ki: «Eğer Rabbimin kelimeleri için deniz mürekkep olsa, elbette Rabbimin kelimeleri tükenmeden deniz tükenir biter. Velev ki denizin bir mislini de yardımcı getirecek olsak.»
[031.027]  Eğer yeryüzündeki ağaçların hepsi kalem olsa, deniz de, arkasından yedi deniz daha kendisine yardım ederek mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri tükenmez. Muhakkak ki Allah; Aziz'dir, Hakim'dir.

Adedinin ağaçlar ve denizlerin yetmeyeceği kadar çok olan bu varlık aleminin kelimelerinin toplandığı yerin adı yine elkitab olup bu varlık aleminin ayetlerinin genel adı MÜTEŞABİH AYETLER dir. Muhammed as beşer bir elçi olması ona her beşere indirilen kainat ayetlerine dair bilgilerinde indirilmiş olduğunu beyan etmektedir. Müteşabih ayetleri kapsayan kainat kitabının bilgisi, her beşere indirildiği gibi Muhammed as a da indirilmiştir. Bizlerin ondan , sadece muhkem ayetlerden oluşan sözlü vahiy indirilmemesi noktasında ayrılmış olmamız noktası gözden kaçırılmadan bu ayetin okunması gerektiğini düşünmekteyiz. 

Kısaca elkitab içindeki muhkem ayetler Allah cc nin elçileri ile göndermiş olduğu vahiy kitapları , elkitab içindeki müteşabih ayetler ise Allah cc nin yaratmış olduğu kainat içinde olan her şey olup kur'an içinde müteşabih ayet şeklinde kategorize edilebilecek bir ayet gurubu yoktur. Allah cc nin yaratmış olduğu herşey elkitab kapsamına dahil olup gözüzümün gördüğü kainat ta bir ayet olup bu kainatın elkitab içindeki yeri müteşabih ayetler kategorisidir.

"Kalplerinde kaypaklık olanlar ,fitne çıkarmak için , ve te'vil yapmak için o müteşabihe uyarlar" 

"Te'vil" kelimesi , bir şeyi kendisi ile kast edilen amaca döndürmek , verilen bir haberin gerçekleşmesi anlamına gelen bir kelimedir. Bu cümle, tarih boyunca gelen elçilerin mücadelelerini özetlemektedir. Tarih boyunca müteşabih ayetleri okuyarak kazanım elde edenlerin büyük çoğunluğu , bu kazanımları sadece kendi becerileri sayesinde elde ettiklerini zannederek, bu kazanımlar üzerinde hak sahibi tasarruf yetkisi olan alemlerin rabbini unutmuşlardır. Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak diyebileceğimiz bir duruma düşerek, müteşabih ayetlere iman ederek yaptıkları kazançların, tasasrruf sahibinin kim olduğunu, elçilerin getirmiş olduğu muhkem ayetler sayesinde öğrenileceğini red ederek sadece müteşabih ayetlere uyarak kafir olmuşlardır. Kainat ayeti dediğimiz müteşabih ayetleri okuyarak elde edilen güç ve servet ile arz üzerinde fitne ve fesad hareketlerini yaygınlaştırarak bu yaptıklarının te'vilinden yani kendilerine nasıl bir karşılık olarak geri döneceğinden korkmamışlardır. 

Müteşabih ayetlerin te'vilini kalplerinde kaypaklık olanların yapması demek , bu ayetler ile ilgili olarak uyulması gereken kuralları Allah cc nin belirlemiş olmasına rıza göstermemek demek olup , bu ayetler ile ilgili kuralları insanların kendilerinin belirleme isteğidir mesela ; İnsanlar müteşabih ayetleri okuyarak güçlü savaş araçları yapabilir , bu araçların nasıl ve kimlere kullanılacağını Allah cc belirler , eğer o insanlar bu belirleme yetkisini kabul etmeyip kendilerinin hevasını uygun olarak belirleme yaptıklarında bu savaş araçları kadın , çocuk , sivil ayrımı yapmadan bütün insanlar üzerinde kullanılır.

Müteşabih ayetlere uyarak dünya hayatında mal ve servet sahibi olanlar , muhkem ayetleri getiren elçilerin verdiği te'vil haberlerini red ederek cennet , cehennem, kıyamet ve yeniden dirilişi red ederek kendi hevalarına uygun te'villerle kendi sonlarını hazırlamışlardır.

"Halbuki onun te'vilini Allah tan başka kimse bilmez, ilimde rasihun dan olanlar "biz buna inandık hepsi rabbimiz katından dır" derler. Bunu ancak akıl sahibi olanlardan başkası düşünmez."

Müteşabih ayetlere uyularak dünya hayatında yapılan kazanımların tasarruf yetkisi sadece ve sadece Allah cc nin dir . Dün bugün ve yarın arz üzerinde meydana gelen fesadın en başta gelen nedeni müteşabih ayetleri okuyarak güç ve servet elde edenlerin bu güç ve servetleri konusunda tasarruf yetkisini Allah cc ye vermemeleridir. İlimde rusuh sahibi olanların okuduğu müteşabih ayetler sonucunda elde edilen dünya hayatındaki kazanımları muhkem ayetler ile gelen elçilerin örnekliğinde kullanılarak doğru bir okuma yapılmış olur.

Bu gün en büyük sorun Allah cc nin müteşabih ayetlerini okuyanların muhkem ayetlerini okumamaları , Allah cc nin muhkem ayetlerini okuyanların müteşabih ayetlerini okumamasıdır.  Eğer insan yukardaki ayet cümlesini hayatlarına pratize ederek ,müteşabih ve muhkem ayetleri birlikte okuyarak yani "hepsi rabbimiz katındandır" deselerdi bugün dünyanın içinde bulunduğu en büyük sorun olan fesad sorunu asla olmazdı.

Müslümanların elkitabı sadece kur'an zannetmeleri müteşabih ayetleri kur'an içinde aramaları bu ayetlerin kainat içindeki ayetler olduğunu unutturmuş ve doğan boşluğu muhkem ayetlere iman etmeyenler doldurmuştur. Muhkem ayetlere iman etmeyenlerin okudukları müteşabih ayetler ,muhkem ayetler ile buluşmadığı için müteşabih ayetler ile elde edilen kazançlar müstekbirlerin elinde büyük bir fesad oluşturmuştur. 

Muhkem ayetlere iman eden müslümanlar olarak yapılması gereken şey bütün ayetlerin rabbimizin katından olduğunu yeniden hatırlayıp müteşabih ayetleri doğru okumak ve bu okuma sonucunda hak edişleri muhkem ayetlerin ışığında  okuyup arz üzerinde ıslah yönünde eylemlerde bulunmaktır. 8. ayet 7. ayet içindeki bir kelime ile bağlanıp bize her halukarda rabbimizi unutmamamızı sağlayan dua ile devam etmektedir. 

[003.008]  (Böyleleri şöyle der): «Ey Rabbimiz, bizleri doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi kaydırma, bize katından rahmet bağışla, kuşkusuz sen bağışı bol olansın.

Allah cc nin kitabının ayetlerini ayırmadan okuyan akıl sahiplerine öğretilen duada , Allah cc yi hiç bir zaman akıldan çıkarmadan ve emirleri doğrultusunda hareket etmenin gerekliliği hatırlatılmaktadır. Rabbimize "kalplerimizi kaydırma" şeklinde dua etmemiz onun bizim irademize bu yönde baskı yapmasını istemek anlamına gelmez. Kul eğer kalbini kaydırmak yolunda bir irade gösterirse Allah cc onun önünü asla kapamaz. Böyle bir duanın öğretilmesindeki amaç bu duayı her an hatırlayarak kalplerimizin eğrilmemesi gerektiğini ve bu yolda gayret sarfetmemiz gerektiğinin hatırlatılmasıdır. 

Sonuç olarak; Al-i imran s. içinde geçen "elkitab" kelimesi anahtar bir kelime olup , bu kelime ile ifade edilen mesajın doğru olarak okunması neticesinde ayet içindeki "muhkem" ve "müteşabih" ayetlerin nasıl ayetler kategorisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Klasik tefsir kitaplarında, kur'an içinde olduğu şeklindeki düşüncelerin doğru olmadığı , kur'an içindeki bütün ayetlerin "ha-ke-me" fiilinin anlamına uygun bir şekilde tamamının MUHKEM olduğu anlaşılmaktadır. Allah cc nin yarattığı şeyler ile ilgili olarak kullandığı  "Allahın kelimeleri" tabirinin tüm kainattaki yaratılanlar olarak düşünüldüğünde, bu kelimelerin toplandığı kainatı bir kitab olarak düşünmek gerekmekte olup bu kelimelerin kainat kitabı içindeki yeri MÜTEŞABİH  ayetlerdir. Bütün mesele bu iki ayet kategorisine dahil olan kitabı bütünlük içinde okumak olup bugün bu ayetlerin müteşabih olanlarını kafirler , muhkem olanlarını müslümanlar okuduğu için arz üzerinde ıslah değil fesad kol gezmektedir. Eğer insanlar müteşabih ayetleri, muhkem ayetlerin klavuzluğunda okuyacak olurlarsa bugün yeryüzüne hakim olan fitne ve fesad ortadan kalkacaktır. Müslümanlar olarak vazifemiz muhkem ayetlerin toplandığı kur'anı doğru okuyup ondaki müteşabih ayetleri okuma klavuzuna uymaktır.  

                                     EN DOĞRUSUNU ALLAH CC BİLİR.
http://kuranimuminceanlamak.blogspot.com.tr/search/label/Al-i%20imran%20s.%207.%20ayeti

İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akl...