12 Şubat 2015 Perşembe

SANA OKUTACAĞIZ,SEN DE UNUTMAYACAKSIN

Selam Arkadaşlar ;

Kaynağı kur'anda olmayıp başka kaynaklardan devşirilmiş ve kur'ana onaylattırılmak istenen konulardan bir taneside , kur'an ayetlerinin birbirinin hükmünü kaldırması şeklinde ve Allah cc nin Muhammed as a indirip sonradan unutturulduğu iddia edilen ayetler olduğu şeklinde ortaya atılan nasih mensuh teorisidir. Bu teoriye göre kur'an içinde bazı ayetler önce gelen ayetlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu teorinin kaynağı , kur'ana rağmen oluşturulan diğer düşünceler gibi uydurma hadisler bile olmayıp ilk dönem tefsircilerinin kur'an ayetlerinin birbiri ile arasındaki bağı kuramaması sonucu buldukları bir çaredir.
Nasih mensuh teorisi ile ilgili olarak Muhammed as dan rivayet edilen bir tek hadis dahi olmamasına rağmen, sahabe sözü şeklinde gelen rivayetler ile kur'anın mevsukiyetine gölge düşürülmüş ve traji komik sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bu teori ile ilgili düşünceler kişisel kararlar olarak kendini bulmuş ve kur'anda hükmü kalkan ayetler olduğunu iddia edenler en az 5 en fazla 250 ayet arasında olduğu şeklinde farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bu fark bile konunun ne kadar kaypak bir zemine oturduğunu göstermesi açısından yeterlidir.
Bu teori altında alt kategoriler oluşturulmuş olup 1-metni ve hükmü baki ayetler , 2- metni baki hükmü mensuh ayetler , 3- metni ve hükmü mensuh ayetler, 4, metni mensuh hükmü baki ayetler şeklinde ayrım yapılmıştır. 4. kategorinin oluşturulmasının nedeni kur'anda olmayan zina suçu işleyen evli kişinin recmedilerek öldürülmesine dayanak olması için , 3. kategorinin oluşturulmasının nedeni fecaat bir durum arz etmekte olup , Muhammed as a indirilmiş olupta ona unutturulan!! ayetler için oluşturulmuştur. Bu duruma dayanak olarak A'la s. 6.7 . ayetleri delil olarak sunulmuş olup bu yazımızın konusunu teşkil etmektedir. A'la s. 6.7. ayetleri şu şekildedir.
Senukriuke fe lâ tensâ.
[087.006] Sana okutacağız, sen de unutmayacaksın.
İllâ mâ şâallâh(şâallâhu), innehu ya’lemul cehre ve mâ yahfâ.
[087.007] Yalnız Allahın dilediği başka çünkü o açığı da bilir gizliyi de
Bu ayetler delil alınarak sonradan oluşturulmuş bir düşünceye kılıf olarak geçirilmeye çalışılmış ve " bak Allah cc sana dilediğimizi unuttururuz" diyor denilerek, nasih mensuh adı altında işlenen bu cinayet haşa Allah cc nin üzerine atılmaya çalışılmıştır. Allah cc ye binlerce hamd olsun ki mesani özelliğine sahip olarak indirdiğini beyan ettiği kitabına karşı, kur'an onayından geçmeyen herhangi bir düşünce ortaya atmaya çalışanların elini kolunu yine aynı kitabın içinde olan ayetler ile bağlamaktadır, nasılmı bağlamaktadır ? bunun cevabı alttaki vereceğimiz ayetler ile görülecektir.
A'la suresi 6. ayetinde " sana okutacağız unutmayacaksın" buyurulmasından sonra 7. ayette istisna kullanılarak "illa ma şaallah" (Allah ın dilediği müstesna) şeklinde gelmesi bir kısım ayetin unutturulacağını değil aksine , Muhammed as a okutulan hiç bir şeyin unutturulmayacağını, bu garantinin Allah cc nin uhdesinde olduğu bildirilmektedir. Muhammed as öncelikle bir insan olması nedeniyle ona okutturulan şey yazılı olarak eline verilmediği için haliyle unutmak gibi bir kaygı içine düşebilirdi , böyle bir garanti verilerek ona okutulanın unutturulmayacağı anlatılmaktadır , istisna getirilmesi imkanlılığı değil aksine imkansızlığı bildirir. "İlla ma şae allahu" ibaresinin geçtiği ayetleri okuduğumuz takdirde bu iddianın nasıl mesnetsiz bir iddia olduğu ve kur'ana rağmen oluşturulduğu ortaya çıkacaktır.
Kul lâ emliku li nefsî nef’an ve lâ darran illâ mâşaallâh(mâşaallâhu), ve lev kuntu a’lemul gaybe lesteksertu minel hayri ve mâ messeniyes sûu in ene illâ nezîrun ve beşîrun li kavmin yu’minûn(yu’minûne).

[007.188] De ki: Ben, kendime Allah'ın dilediğinden başka ne fayda verebilirim, ne de zarar. Eğer ben, gaybı bileydim; daha çok hayır yapmak isterdim. Ve bana, hiç bir fenalık da dokunmazdı. Ben, sadece iman eden bir kavme uyarıcı ve müjdeciyim.
Kul lâ emliku li nefsî darran ve lâ nef'an illâ mâ şâallâh(şâallâhu), li kulli ummetin ecel(ecelun), izâ câe eceluhum fe lâ yeste'hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn(yestakdimûne).
[010.049] De ki: «Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar.»
Araf s. 188 , yunus s. 49. ayetlerine baktığımız Muhammed as ın Allah cc nin dilemesi dışında kendisine fayda ve zarara malik olamayacağını söylemesi istenmektedir, böyle bir istisna getirilerek kulları hakkında bütün gücün Allah cc nin elinde olduğu bu gücün kapsama alanına Muhammed as ında dahil olduğu beyan edilmekte olup ayet böyle bir duruma kapı aralanabileceğini bildirmez.
Ve yevme yahşuruhum cemîa(cemîan), yâ ma’şerel cinni kadisteksertum minel ins(insi) ve kâle evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba’dunâ biba’dın ve belagnâ ecelenellezî eccelte lenâ, kâlen nâru mesvâkum hâlidîne fîhâ illâ mâ şâallâhu, inne rabbeke hakîmun alîm(alîmun).
[006.128] Allah hepsini toplayacağı gün, «Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız» der, insanlardan onlara uymuş olanlar, «Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık» derler. «Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır» der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.
Yevme ye’ti lâ tekellemu nefsun illâ bi iznih(iznihî), fe minhum şakıyyun ve saîd(saîdun).
Fe emmellezîne şekû fe fîn nâri lehum fîhâ zefîrun ve şehîk(şehîkun). Hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel'ardu illâ mâ şâe rabbuk(rabbuke), inne rabbeke fe'âlun limâ yurîd(yurîdu). Ve emmellezîne suidû fe fîl cenneti hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel ardu illâ mâ şâe rabbuk(rabbuke), atâen gayre meczûz(meczûzin).

[011.105-108] (Kıyametin) Geleceği günde, O'nun izni olmaksızın, hiç kimse söz söyleyemez. Artık onlardan kimi 'bedbaht ve mutsuz', (kimi de) mutlu ve bahtiyardır. Mutsuz olanlar ateştedirler, onlar için orda (kahırla ve acıyla) nefes alıp vermeler vardır.Onlar, Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada temelli kalacaklardır. Çünkü Rabbin, gerçekten dilediğini yapandır. Mutlu olanlar da, artık onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orda temelli kalacaklardır. (Bu) kesintisi olmayan bir ihsandır.
Araf s. 123 , hud s 105-108. ayetlere baktığımız cehennem ve cennet'ten çıkışın Allah cc nin dilemesine bağlı şeklinde yine bir istisna getirildiğini görmekteyiz. Kafirler için cehennemin , mü'minler için cennet'in ebedi olduğunu beyan eden ayetler ışığında bakacak olursak getirilen bu istisnanın cehennem veya cennet'ten çıkışın imkanlılığına dair bir haber olarak değerlendirmek mümkün değildir. İstisna kullanımı, bu konuda tek yetkilinin Allah cc olduğu karar verme yetkisine sahip ondan başka olmadığı şeklinde anlaşılması gerekir.
A'la s. ayetlerindeki istisna ile yukardaki ayetlerdeki istisna kullanımını birlikte düşünerek "Allah'ın dilemesine bağlı olarak" şeklinde getirilen istisnayı nasıl cehennem ve cennet'ten çıkışa bir yol olarak görmek mümkün görünmüyorsa , a'la s. ayetlerindeki istisnayı da Muhammed as indirilen kur'an'dan bir kısım ayetlerin unutturulacağına dair bir delil olarak görmek mümkün değildir.
Rivayetler gölgesinde kur'anı anlamak öyle bir hastalık haline gelmiş ki , herkesin malumu olduğ üzere Muhammed as indirilen vahyin indiği anda yazılmış olması bile bu unutturulma rivayetlerini red etmeye yetmemiş , ve sefilce diyebileceğimiz bir düşünce ile yazılan vahyin Allah cc tarafından imha edilebileceği bile iddia edilerek "kedi bile yemiş olabilir " şeklinde savunmalar getirilebilmiştir.
Sonuç olarak; kur'ana rağmen din oluşturma gayretlerinin bir uzantısı olarak icad edilmiş olan nasih mensuh teorisi adı altında dile getirilen ,"metni ve hükmü mensuh" kategorisi başlığı altında açılmış olan düşünce de , Allah cc nin bazı ayetleri unutturduğu iddia edilerek kur'an ın mevsukiyetine gölge düşürülmeye çalışılmış olup, bu cinayete maalesef kur'an ayetleri dayanak edilmeye çalışılmış , a'la s. 6-7. ayetlerinde okutulanın Allah cc nin dilemesine bağlı olarak unutturalabileceği iddia edilip rivayetlerde bu unutturulan!! ayetlerin hangiler olduğu yer almıştır. 

Kur'anın mesani bir kitap olma özelliği kur'ana rağmen din oluşturmaya çalışanların bu düşüncelerini kur'ana onaylattırma çabalarını her zaman kursaklarında bırakmış olup, "illa" istisnası şeklinde gelen başka ayetlerde böyle bir imkan olmadığının ortaya çıkması bu düşüncenin yanlışlığını ortaya koymuştur. Bugün rakamlardan yola çıkarak kur'an a bazı ayetlerin ilave edildiğini iddia edenlere haklı olarak kafir diyenler, rivayet kitaplarında sayfalarca yer tutan kur'ana alınmayan ayetler olduğuna inanıp bunu müdafaa etmelerine acaba ne denir?

Teşekkürler.

İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akl...