20 Mart 2015 Cuma

ALLAH'IN VARLIĞINI İSPATA GEREK YOKTUR !

Selam Arkadaşlar ;

1. Mutlak hükümranlığı kudret elinde bulunduran Allah yüceler yücesidir ve O dilediği her şeyi yapmaya kadirdir. 2. O, sizi imtihana çekip hanginizin daha güzel amel işleyeceğini ortaya koymak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, çok güçlüdür ve çok bağışlayıcıdır. 3. Uçsuz bucaksız gökleri tam bir uyum ve ahenk içinde yaratan da O’dur. Rahman’ın yaratmasında hiçbir düzensizlik ve uyumsuzluk göremezsin. Haydi gözünü çevir de bak! Görebilir misin herhangi bir kusur ve çatlak? 4. İstersen yine çevir gözünü de tekrar tekrar bak! Aradığı kusuru bulamayan o göz, her seferinde sana döner yorgun, bitkin ve bitap olarak! 5. Doğrusu biz en yakın göğü kandillerle süsleyip donattık ve onları şeytanlara atılan taşlar yaptık. Bir de onlara alevli ateş azabı hazırladık. 6. Rablerini inkar edenleri cehennem azabı beklemektedir. Ona gidiş ne fena bir akıbettir! 7. Oraya atıldıklarında onun kaynarken çıkardığı dehşetli fokurtuyu ve uğultuyu işitirler. 8. Öyle ki cehennem öfkesinden neredeyse çatlayıp patlayacak gibi bir hale gelir. İnkarcılardan her bir gurup oraya atıldıkça oranın bekçi ve görevlileri onlara: “Size böyle bir azapla karşılaşacağınız uyarısında bulunan bir peygamber gelmemiş miydi?” diye sorarlar. 9. İnkarcılar da cevaben: “ Evet, bize bir uyarıcı peygamber gelmişti; ama biz onu yalanlamış ve ‘Rahman’ın bir şey indirdiği yok, siz çok büyük bir yanılgı içindesiniz’ diye kestirip atmıştık.” derler ve eklerler: 10. “Şayet biz kulak verip uyarıları dinlemiş olsaydık veya aklımızı kullanıp sağduyuyla hareket etseydik şimdi bu alevli ateşte yananların arasında olmazdık.” 11. İşte onlar günahlarını böyle itiraf ederler. Ama artık bütün güzelliklerden uzak kalıp mahrum bırakılan o cehennemlikler kahrolsun! 12. Rablerine gönülden inanıp ihlas ve samimiyetle bağlılık gösterenlere gelince, onlar için bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır. 13. İnanç ve fikirlerinizi ister içinizde sır olarak tutun ister açığa vurun, hiç fark etmez. Çünkü Allah, kalplerde olanları da çok iyi bilir. 14. Her şeyi yaratan Allah yarattığını bilmez olur mu hiç? Elbette bilir. Çünkü O, her şeyi bütün gizlilik ve incelikleriyle bilip kuşatan ve her şeyden her yönüyle haberdar olandır .Mülk Süresi

Sürenin temel konusu Allah'ın varlığı,birliği,yüceliği,kainati yaratıp yönetmesi ve ahiretin mevcudiyetidir.

Sürenin ana fikri ise insanın dünya şartları ile sınırlı olan bilgisi ile ilimde hangi boyuta ulaşırsa ulaşsın evrenin bilinmezliklerini tam olarak kavrayamacağıdır ve bundan dolayı ilahi vahyin rehberliğine ihtiyaç duyacağı gerçeğidir.

İnsan aklı vahyin rehberliğine her zaman ihtiyaç duyacaktır.

Sürenin ilk muhataplarının Allah'ın varlığından ziyade ahiret hayatının hesabının mevcudiyetini ve hesabını inkar ettikleri anlaşılıyor.Çünkü ahirete inanmanın insan üzerinde çok büyük etkisi vardır. Çünkü yaptığımız işlerin ve yaşadığınız hayatın hesabını vereceksiniz bilincini bize aşılıyor .Böyle olunca da gaflet içinde yaşadığı hayatın tadını kaçırıyor.

Hesap vermek istemeyenler ahiret konuşmaktan pek hoşlanmıyorlar.Bu yüzden süre gafletin karattığı kalplere bir ışık niteliğindedir.

Ahiret inancından mahrum olmak inkarcılara ait bir vasıf gibi gözükse de inandığı halde bu inançtan gafil olan insanlarda vardır.

Sürede insanın neden iki dünyalı olduğuna cevap verilir.

Mümin iki dünyalıdır.

Cenab-ı Allah'ın tekvini ayetlerinden oluşan kainata iyi bakması önerilir ve iyi kavranması için insanlara talimatlar verilir.

Akıl ve vahiy bize boş yere verilmemiştir.Biz önce insan olmanın anlamını kavrayıp ,yaratılış amacımıza uygun davranmanın ilkelerini öğrenmemiz gerekmektedir.Aklımız olmaz ise biz niçin yaratıldığımızı bilip ,kavrayamayız.

Ölüm ve hayat hangimizin daha iyi iş yapacağını belirlemek üzere yaratılmıştır.Yaratma Allah'ın işinin ve fiilinin adıdır.Cenab-ı Hakkın yaratmasında hem takdir hem icad vardır.Takdir ; varlığın hem öncesi ve sonrası hemde varlık ve yokluk ile ilgili bir kavramdır. İcad ise yok olanı varlık alanına çıkarmaktır.

Ayet'de ölümün Allah tarafından yaratılmış olduğu gerçeği belirtildiğine göre onu yokluk ile bir görme doğru değildir.

Ölüm yok oluş değildir.

Ölümü Allah yaratmışsa ,Allah yarattığını varlık alanına çıkartır.Ölüm olayı kendine ait pozitif bir gerçekliği olan olgudur.

Müslümanın gözünde ölüm negatif değil pozitif değeri olan bir olgudur.

Niye ?

Çünkü onu Allah yaratmıştır ve ölümü bir felaket olarak göremez Müslüman.

Hayat ve ölüm sürekli yaratılış içinde bir sıfattır.Şu anki hayat varlığın yegane biçimi olmadığı gibi ölümde yokluk değildir.

Varlık ve yokluk yeniden yaratmanın aşamalarıdır. Ölüm yaratılışın yenilenmesi ,kıyamet ise çökmüş ve bitmiş insanlığın yeniden canlanıp ayağa kalkmasıdır.


Ayet'de belirtildiği gibi Allah en yüce ise şayet kötülüğün mevcudiyeti , Allah'ın bu vasıfları ile çelişmiyor mu ?gibi sorular sadece inanmayanlar tarafından sorulmamış ,inandığını söyleyenlerin de iman krizine düşmelerine sebebiyet vermiş.

Doğru bir Allah tasavvuruna sahip olmayan bazı kimseler kötülüğün reel  mevcudiyetinin Allah'ın yüce varlığı ile çeliştiğini ileri sürüyorlar.Ateizm denilen felsefe bu görüşten ortaya çıkmıştır.Oysa kötülüğün mevcudiyeti Allah'ın olmadığını gücünün her şeye yetmediğinin kanıtı değildir. 

Allah bir değer kavramı niteliği taşır.Bu yüzden bilimin değil,inancın konusudur.İnanç ise kanıtlanamaz ancak yaşanır.bunu söylerken imanı akıl dışı bir alana itmek de doğu değildir.Çünkü inancında aklı bir boyutu vardır ve iman saçma ve boş bir şey değil bilinen bir önermeyi ifade eder ama doğruda doğruya bilime bağlarsanız yanılırısınız. İlmin kendine göre bir boyu vardır inancın kendine göre aklı ve ilmi bir boyutu vardır.

Allah'ın varlığının ispatı olmaz !!

Allah'ın varlığını ispata gerek de yok zaten !!

Bilgi başka ,İlim başkadır.Bir bilginin delili yoksa o ilim değildir.

Kurandaki herhangi bir ayet ilmi bir delil değildir .İman edilecek bir gerçektir.

Allah adı anılmadan bir hayvan kesmenin ilmen bir sakıncası yoktur.O imanı bir nastır ilmi bir delil değildir.

Kevni ayetlerde ,tenzili ayetlerde iman edilecek ayetlerdir.

Kuran Allah'ın herşeye gücünün yettiğini belirtmekle yetinmiyor.Ayrıca onu her varlığın yaratıcısı sonsuz nimet ve rahmet sahibi olarak da tanımlıyor.buda Allah'ın kudretinin kaba bir güç olarak algılanmaması içindir.

Allah insan arasındaki ilişkinin iradeye bağlı bir ilişki olduğunu unutmamız gerekmektedir.

Allah kimilerinin zannettiği gibi istediği gibi asıp kesen bir despot değildir.İdeal kudret bir güç tekeli anlamına gelmez.

Allah her şeye gücü yetendir demek ,gücünü var olanlara ulaştırarak onların kendi kendilerini belirlemelerine ters düşmeyecek her şeyi var etmesi demektir.

Eğer Allah insanı iradeli bir varlık olarak yaratmışsa  o insanın iradesini iyilik için kullanmasına engel olmadığı gibi kötülük içinde engel olmaz ama aralarında bir fark var Allah'in emri başka bir şeydir ,rızası başka bir şeydir.Yani Allah ;insanın iradesini iyi yönde kullanmasına engel olmadığı gibi kötü yönde kullanmasına razı olmamakla birlikte ona engel olmaz .

Dünyada kötülüğün reel varlığı Allah'ın kudretinin yetersizliğini değil bilhakis onun varlığını kudretinin tamlığını ve gücünü de hikmet,rahmet ve adaletle kullandığını gösterir .

Hayatı yaratması onun kudretini ,insanı imtihan varlığı yapması da adalet ve hikmetinin göstergesidir.

Kuran kozmolojik alanda tabi varlık düzeninde bir kötülük olmadığını söylüyor.Çevir gözünü tekrar tekrar bak bakalım bir kötülük görebilecek misin diyor.Tabiatta olup bitenlere iyi yada kötü değerlendirmesi yapanlar insandır.İnsan böyle bir şey atfediyor bir problem var demektir bunu yok sayamazsınız bunu ortadan kaldırmanın yoluna bakmamız lazım.Bu manada dünyada kötülüğün olması çoğu insanın Allah'a inanmakta güçlük çekmesinin hatta bazı müminlerin iman kriziyle karşı karşıya gelmesinin sebebi olmuştur.

Bugün inanan insanlara baktığımızda bile neden bu kötülükler bana veriliyor diyerek yakınıp duruyor oysa bu farkedemediği iman krizinin bir  yansımasıdır.İnanmayanlar ise kötülükler var ise bir yaratıcı kudret yoktur diyerek işin içinden çıkıyor.

İnsanlar kötülüklerin ne olduğu konusunda büyük ölçüde hem fikirdirler.O zaman kötülük dediğimiz olguya bir bakmamız lazım.Kötülük ahlaki ve tabi olmak üzere ikiye ayrılabilir. Ahlaki kötülük ;özgür insanların acı veren fiillerini hemde olumsuz karakter özelliklerini içerir. Mesala haksız yere cana kıymak,yalan söylemek,sahtekarlık,cimrilik,bozgunculuk yapmak kötülük kategorisine birer örnektir.Bunları yapan insanlar ahlaken sorumludur.Tabi kötülük ise bedensel ağrı ve acıları ifade eden şeyler ,açlıklar,seller ,depremler tabi kötülükleri ifade eden şeylerdir çünkü bunları başkasına izafe edemezsiniz.

Üzerinde durulması gereken ,Allah'ın insanı ahlakı iyiyi de ,kötüye de yetenekli özgür bir varlık yaratmasıdır .Ne varki insan doğru olanı özgürce yapmak yerine bu özgürlüğünü kullanmada doğru yoldan çıkıyor ve buda ahlaki kötülüğün kaynağı olmaktdır. Kendilerini özgürlükçü ifade eden ateistler insanın bu özgür tavrını yok sayarak adeta bir mahkummuş gibi düşünerek kendi özgürlük felsefeleriyle çelişirler.

Tabi kötülük problemi is tabiat kanunlarının izahi ile mümkündür.Gerçeklik yargılarında iyilik veya kötülük yoktur iyilik veya yanlışlık vardır.Mesala yaşam kaynağı su size yaşam olabileceği gibi denizde atladığınızda canınızı da alabilir.Tabiatın işleyişi kusursuzdur Allah'in ol emri işlevini halen sürdürmektedir.Şayet Allah herşey kadirse tabiatta gördüğümüz kötülüklere neden izin veriyor sorusuna Kuranın verdiği cevap çok önemlidir .Kuran diyorki Allah var yok onunla uğraşma   tabiatta ceryan eden kötülüklerinin hepsi insan eliyle kazanımların sonucudur.

Allah'ın kozmik ve tarihsel süreçteki insan ile ilişkindeki kanunu rölü zorlayacılık değil merhamet ve ikna ediciliktir.Öyleyse sorun Allah'ın var olup olmama meselesi değildir.Asıl sorun varlığını peşin olarak kabul ettiğimiz Allah ile ilişkinin niteliği sorunudur.Bu yüzden ayetler kötülüğü doğrudan Allah'a bağlamak isteyen felsefi akımlara gereken cevabı vermiş oluyor.

Kuranın amacı Allah ile kul arasındaki problemli ilişkiyi ortadan kaldırmaktır.


*FAHRETTİN YILDIZ'LA
TEFSİR DERSLERİ BEYEFENDİLER İÇİN 
HER PERŞEMBE SAAT 20.00 - 22.00,
HANIMEFENDİLER İÇİN HER CUMARTESİ
SAAT 10.00 - 12.30 ARASINDADIR. http://www.kuranvakfi.com/




Teşekkürler.










































İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akl...