24 Nisan 2015 Cuma

AKIL TEKLİFİN KAYNAĞI VAHİY YÜKSELMENİN YOLUDUR

Selam arkadaşlar;

93. De ki: “ Rabbim! Şayet onların uyarıldığı şeyi bana ille de göstermeyi diliyorsan, 94. O zaman beni bu zalimler güruhu içinde bulundurma Rabbim!” 95. Biz onları uyardığımız şeyi sana göstermeye elbette kadiriz. 96. Ama sen yine de kötülüğü mümkün olan en güzel bir karşılıkla; en iyi yol hangisiyse onunla defet. Zira onların neler saçmaladıklarını en iyi bilen biziz. 97. De ki: “Rabbim! Şeytani güçlerin kışkırtma ve tahriklerinden sana sığınırım; 98. Onların yanımda bulunup beni bunaltmalarından da sana sığınırım Rabbim!” 99. Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca: “Rabbim! Döndür beni, ne olur hayata geri döndür!” ; 100. “Döndür ki daha önce terk ettiğim dünyada heder ettiğim ömrümü seni razı edecek iyi işler yaparak telafi edeyim.” der. Hayır, Hayır! Dünyaya dönmek ne mümkün! Bu sadece onun söylediği boş bir laftan ibarettir. Kaldı ki önlerinde tekrar diriltilecekleri güne kadar geri dönmelerine imkan vermeyen bir engel vardır. 101. Sûra üflendiği zaman artık ne aralarındaki soy sop bağlarının onlara bir faydası dokunur ne de onların birbirlerini arayıp soracak hali ve mecali kalır. 102. O gün tartıda kimlerin iyilikleri ağır basarsa işte onlar kurtulur. 103. Kimlerin de tartıda iyilikleri hafif gelirse işte onlar kendilerine yazık eden ve cehennemde ebedi kalacak olan kimselerdir. 104. Ateş onların yüzlerini yalayıp yakar da onlar sırıtan dişleriyle orada kalıverirler. 105. O vakit Allah onlara: “Ayetlerim size okunup tebliğ edildiğinde siz onları yalanlayıp durmuştunuz değil mi? “ diye sorar. 106. Onlar da şöyle karşılık verirler. “Rabbimiz! Bizi kötü bahtımız yendi, zira biz azgınlığımıza yenik düşüp asiliğimizin kurbanı olduk ve bu yüzden de yoldan çıkmış bir topluluk haline geldik; 107. Rabbimiz! Ne olur çıkar bizi bu ateşten! Eğer bir daha eski halimize dönersek, işte asıl o zaman kendimize yazık eden ve affedilmemesi gereken zalim kimseler oluruz.” 108. Allah da şöyle buyurur: “ Bu aşağılık halinizle kalın kaldığınız yerde! Kesin sesinizi de sakın artık benimle konuşmayın! 109. Çünkü vaktiyle kimi kullarım: ‘ Rabbimiz! Biz sana yürekten inanıp güvendik. Sen bizim günahlarımızı bağışla, bize acı; şüphesiz en çok acıyıp merhamet eden sadece sensin’ diye yakarırlar; 110. Sizlerse onları maskara yerine koyup alay konusu yapardınız. Öyle ki bu alaycı tavrınız, sonunda size benim yâdımı dahi unutturdu. Çünkü siz hep gülüp dururdunuz onların haline! 111. Ben de bugün onları, imanları uğruna gösterdikleri sabır ve sebattan dolayı ödüllendirdim. İşte gerçekten muratlarına erip kazananlar ve bahtiyar olanlar onlardır onlar!” 112. Allah azap gören inkarcılara: “ Dünyada kaç yıl kaldınız?” diye sorar. 113. Onlar da: “Bir gün veya bir günden daha az bir süre kaldık. Sen bunu hesap tutanlara sor” derler. 114. Allah şöyle buyurur: “ Evet, doğrusu siz dünyada çok az kalıp yaşadınız. Keşke bunu o zaman anlayıp kavramış olsaydınız. 115. Ne o, yoksa sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülüp hesap vermeyeceğinizi mi sanıyordunuz?” 116. Şunu iyi bilin ki gerçek hükümranlığın sahibi olan Allah yüceler yücesidir. Ondan başka ibadet edilecek herhangi bir ilah yoktur. O, şanlı arşın, hayır ve bereket tahtının Rabbi ve mutlak hükümranlığın sahibidir. 117. Kim, hakkında hiçbir kesin delile sahip bulunmadığı halde Allah’ın yanı sıra başka bir ilah olduğunu iddia edip o varlığa taparsa bunun hesabını Rabbinin huzurunda mutlaka verecek ve hak ettiği cezayı çekecektir. Şu bir gerçek ki inkarcılar asla iflah olmaz ve felah bulmazlar. 118. De ki: “Rabbim! Bağışla günahlarımı ve merhametini göster bana. Çünkü en merhametli olan sadece sensin!”

MÜ'MİNÛN SÛRESİ, 93-118. Ayetler.


Adalet terazisinde sevapları ağır basanlar kurtulacak ,hafif basanlar ise hüsrana uğrayıp ebedi ve dehşetli bir azap yaşamak üzere ateşe atılacaklardır .

Bizde yanlış anlaşılan bir konu var ."Zerre miktarı iyilik yapan karşılığını ,yine zerre miktarı kötülük yapanda karşılığını görecek" denirken karşılığını mı görecek acaba ? Bu ayeti kelime bağlamından kopartıldığı için biraz yanlış tefsir ediliyor.Ayet de geçen görme Allah'ın takdir ettiği karşılığı görecek değil :Dünyada ne yaptıysa onun hepsini amel defterine kayıtlı olduğunu görecek .

Bu ibare insanların yapmış olduğu işlerin tespiti ile ilgilidir.Cenab-ı Allah bu tespitlerin takdiri noktasında kimisini bağışlar kimisini bağışlamaz.Kuranın bütününe baktığımız zaman şöyle bir neticeye varıyoruz.Günah işledikten sonra tövbe edenleri Cenab-ı Hak bağışlayacağını ve kötülüklerini iyiliğe çevireceğini ve onlardan sorumlu tutmayacağını söylüyor .Mesala inkarcıların yaptığı bazı iyilikler var ama onların da  iyiliklerinin boşa çıkacağını söylüyor Cenabı Allah .O zaman bu ayetlere göre onlar yaptıkları zerre miktarı iyiliğin karşılığını görmemiş oluyorlar.İlk müfessir Mükatil dışındaki tüm müfessiler bu ayeti takdir anlamında karşılığını görecek derken Mukatil yaptıklarını amel defterinde kayıtlı görecek demiştir.

Cenab-ı Allah'ın takdirinin nasıl cerayan edeceğini bilemeyiz.

Kuran adalet terazisine eşyayı koymaz ameli koyar .Çünkü mekke oligarşisi kendi üstünlüklerini maddi güce bağlayarak en değerli insan olduklarını savunuyorlardı.Kuran işte bu materyalist anlayışı yıkmak için teraziye sizin malınızı değil yaptığınız işlerinizi koyacağım diyor.Bu noktada Kuranın hem ilk hemde sonraki muhataplarının doğru din ve Allah tasavvurlarına sahip olmaları için verilen mesajdır.

Bugün insan adalet terazisinde neyin ağır bastığını bilecek olsa hep salih amel işlemesi gerektiğini görecek.

Salih amel ;İnsanın Allah'a bağlı kalmasını ,İslamında hayatına hakim olmasını sağlayan her hayırlı ,olumlu ve verimli işe denir.

Ölüm ömrümüzde bir kere yaşayacağımız tecrübedir. Ve o tecrübeden sonra insan tüm gerçeği görecektir. 

Onun için Ölümü tebrik etmek lazım çünkü ölüm çok büyük ve kendini büyük zannedenlere ne kadar aciz olduklarını gösteren bir olgudur.

Kulun gayreti ile Allah'ın rahmeti örtüştüğü zaman insanın neticeye ermesi mümkündür .Kulun gayreti olmadan Allah'ın merhametinin adaletiyle tecelli etmesi mümkün değildir.

Gayreti bol olana Allah'ın rahmeti bol olur.Ameli az olana da merhameti daha az olur.

Şöyle bir şey yok Allah'ın merhameti her şeyi kuşatmıştır  salih amel işlesem de , işlemesem de beni de kapsar diye düşünmemek lazım .

Cenab-ı Hakkı tasavvurlarıyla tanıtan ayetlere baktığını zaman çok açık ve net göreceğiniz üzere Cenabı-ı Hak kudretini hikmetle ,merhametini de adaletle yürütür.

Biz uzak görsek de ,  Ölüm bize bir nefeslik mesafededir.

Zaman konusu geri gelmesi imkansız olan bir hazinedir.Hayat 3 günden oluşur dün ,bugün ve yarın .

Dünyanın kısalığı bir realitedir ama hakikat olan kısa olmasına rağmen ahireti kazandıracak kadar da bir değere sahip olmasıdır.

Kuran ideal ile gerçek arasında bir denge kurar.Bazıları dünya hayatını ebedi zanneder . Bazıları da hiç görmez .İkisi de doğru değil. 

Biz bu dünya hayatı inkarcılar için ne kadar yanıltıcı ve aldatıcı diyoruz ama oysa asıl bakmamız gereken dünyada bizim için ne kadar yanıltıcı ve aldatıcı şeyler olduğu .Dünya ve ahiret dengesini Kuran ve sahih sünnet ile ne kadar sağlayabiliyoruz ona bakmamız lazım .Biz dengeyi dünyadan yana bozmuşsak adımız Müslüman olsa ne olur ?

Ölüm insanı ebedi hayatla buluşturan bir değerdir.

Hakiki iman kesin tasdik ve delile dayalı olduğunda üstün bir değer taşır.Kuran müminin imanı mutlaka delile dayandırır.Bu aklidir ya da vahiydir ama delildir.Hak din İslam ise kendisinin doğruluğuna akli ve nakli deliller getiren ilahi sistemin adıdır.

Akıl teklif ve sorumluluğun kaynağı , vahiy ise yükselmenin yoludur.

Yukarıdaki anlatımlar aşağıdaki tefsir dersinden alıntılar yapılarak aktarılmıştır.

FAHRETTİN YILDIZ, MÜ'MİNÛN SÛRESİ, 93-118. AYETLER (2. BÖLÜM)



Teşekkürler..




















İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akl...