22 Mayıs 2015 Cuma

ALLAH'IN İSTEDİĞİ HALDE DOYURACAĞINI BİZ Mİ DOYURALIM

Selam Arkadaşlar ;

Aşağıdaki tefsir dersine ait konuşmadan alıntılar yapılan yazıda ; Yasin 47.ayet  ışığında  genel müşrik karakterinin o günkü  söylemi  olan "Allah'ın dilediği halde doyuracağı fakiri biz mi doyuralım"  ve hayatlarında o an için ne varsa o hayırlıdır konuları anlatılacaktır.

Onlara: «Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın» denildiği zaman, o kafirler, iman edenler için şöyle dediler: «Allah'ın, dileseydi yiyecek verebileceği kimseyi biz hiç yedirir miyiz, siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?Yasin 47

Allah'ın size nasip ettiği şeylerden infak edin dendiği zaman ,nankörce inkar edenler ;iman edenler için dediler ki :Allah'ın dilese kendisinin doyuracağı adamları biz mi doyuracağız ? 
Siz tamamen aşikar bir sapma içindesiniz.(Bunu bizden nasıl isteyebiliyorsunuz . )

Müşriklerin zındık olanları Müslümanları dinleyip onların kendi aralarında konuşurken , Allah dilerse ile başlayan cümlelerini onların söylemleriyle vurmak için , -dilese- Allah'ın kendi doyuracağı adamları biz mi doyuracağız dediler.Demek ki bunlara Allah vermemiş ,demek ki bunları Allah fakirleştirmiş ,Allah'ın vermediğine ,Allah'ın fakir kıldığını ben niye güçlendireyim dediler.Tabi bu anlatımdan bağımsız olarak müşriklerin genel inanç biçimi de bu yönde olabilir.

Müşriklerin gene tutumunun sergilendiği zuhruf süresindeki ayetlerde : "Allah istese biz bu putları ortak koşmazdık",  "bu hayvanları kutsallaştırıp kendimize haram kılmazdık"
gibi söylemlerin  arkasında madem ki biz bunları kutsallaştırdık o halde Allah böyle dilemiştir.Yani  onlar için o an ne varsa o hayırlıdır görüşü hakimdi.Bugün için bunun bizdeki karşılığı ; olanda hayır vardır.Hayır olandadır yani şu an ne olmuşsa onda bir hayır vardır , zaten olması gerekiyordu mantığı müşriklerde çok hakimdi. Böyle bir mantık olur mu ya ! Her olan şeye madem ki böyle oldu ,en iyisi buydu diyorsun .Kaderci mantıkdan da öte bir şey bu.Senin doğruların,ideallerin ,ilkelerin olmadığı için bana göre bu böyle olması gerekir diyemiyorsun .İslam ümmetinin başına falancıyı devirip falanca adam geliyor , diyorsun ki : Allah böyle istedi hayırlı olan buymuş Moğollar geldi,omuz üzerinde baş bırakmadı diyoruz ki hayırlısı böyleymiş.

Allah'ın dilemesi arzu etme anlamında kullanıldığında bu problem çıkmaktadır.İslam ümmetinin başına biri geldiğinde Allah'ın meşiet-i böyle denmesi doğrudur yani var olan durum böyledir.Ama insanlar meşiet-i irade anlamında kullanıyor.İrade ise arzu etmektir.Sanki ,Allah bunu ümmetinin başına getirmeyi arzu etmiş,istemiş,doğru bulmuş bunu murat etmiş gibi anlatılıyor.

Müşriklerin kullanımında meşiet , irade gibidır.Ben şu an şirk koşuyorsam Allah böyle istiyor diyor.(meşiet kavramı ile ilgili http://www.kuranihayat.com/content/tanr%C4%B1-taksimi-murat-s%C3%BCl%C3%BCn)

Müşrik karakterlerin söylemlerinden görüldüğü gibi sorumsuzluktan kaçmak ,kendi yaptığı kötülükleri Cenab-ı Allah'a isnat etmek için buna bana sen yaptırdın diyor.İblis gibi aynı !İblis tamam ben saptım Ademe secde etmedim ama beni sen saptırdın ,beni saptırdığın içinde bende senin kullarını saptıracağım diyor.

Arap zihninde küfür neden iğrenç bir şeydi ,Kuran'ı Kerim ;Kuranı reddedenleri neden kafir kelimesiyle anıyor ?çünkü kafirde nankörlük çok ağır basan anlamdır ve nankör kadar kötü bir tip yoktur.

Aslında bizde de böyle değil midir ,insanlar yaptığı iyiliği görmeyenlere yönelik ;
Besle kargayı oysun gözünü ....
Besle büyüt danayı tanımasın anayı........demezler mi ?

Hücurat süresinde; Allah :katında en değerli, en makbul insanı tanımlanırken cömertlikle ile ilgili  kerem kökünden en keremli olanınız olarak açıklanır .Değerli insan olmak ile cömert insan olmak aynı şey olarak görülür.

Bakara 177'de iyinin kim olduğu açıklanırken dört kategoride tanımlanıyor. Bütün din mensuplarına diyor ki : Ben Kudüse dönüyorum,ben Kabeye dönüyorum diyerek öyle Doğuya,Batıya,Sağa,Sola dönmek yetmiyor.Böyle sağa sola dönerek iyi olunmaz.Bu ayeti Allah'ın kitabında okuyoruz başka yerde okusak inanasımız gelmez. Birincisi amentü esasları .İkincisi;  yani imandan sonra bir insanın iyi olması sağlayan vasıf ;verebilmektir.Ve sonra iyi açıklanmaya devam ederken tekrar zekat belirtilir yani cömertlik kavramı çok önemli.

Mal canın yongası olduğu için hepimizin en çok zorlanılan konulardan biridir.Ama ben size şunu söyleyeyim ;bir insan kendi eşine , kendi çoluğuna çocuğuna veriyorsa ,onların giyimini,kuşamını,yiyeceğini hazırlayıp onlara infak etmesi de son derece önemlidir.Biz infak deyince hep başkalarını düşünüyoruz ya ama en başta kendi çoluk,çocuğuna infak edeceksin.

Parayı biriktiriyorsun..biriktiriyorsun.. saklıyorsun varyemez gibi ama Allah'ın verdiklerinin senin üzerinde gözükmesi lazım . Aldığın evin,bindiğin arabanın ,giydiğin elbiselerin buna uygun olması lazım.Cenab-ı Hak verdiği şeylerin insanın üzerinde gözükmesini sever.Bunu böyle yapmıyorsun fakir gibi yaşıyorsun bir yandan da parayı biriktiyorsun ,sonra ölünce biriktirdiğin bu paralar kendi çocuklarını miras kavgasına düşürdüğün bir meta oluyor.

Müslümalar için olsun ,başkaları için olsun Kuran'ı  Kerim sürekli toplumda miskin (çalışamayacak kadar zavallı) ,yetim ,köle kavramları üzerinde duruyor.Mekke döneminde bunlar müşriklerden isteniyordu.Müşrikler bile vermedikleri için kınanıyordu.Medine döneminde daha çok yahudilerden isteniyordu.Yahudilerden istenen en çok devlet ile ilgili kamu açıklarının kapatılması ile ilgiliydi.Kuranı Kerim şöyle söylüyordu "Kimdir?Allah'a güzel bir borç verecek ki Allah ona kat kat iade edecek !" böyle adamlar yok mu aranızda ! Yahudiler ; buradaki mecazi anlatımı düşünmeden : "Allah fakirde biz mi zenginiz" diyorlardı .Yahudilerin genel karakteri kelimelerle oynayıp ,anlamıyormuş gibi yapmaktır.

Allah'ın bir infak etme mekanizması vardır ki bu çalışma ile ilgilidir ,planlı programlı olma ile ilgilidir , sabah erken kalkma ile ,ilgilidir..tembel olmama ile ilgilidir.Böyle miskin miskin uyuşuk yatana zenginlik vermez.Dünyadaki kuzey toplumlarına bir bakın ,Güney toplumlarına bir bakın .Yerküreyi gözünüz önüne getirin .Genelde aşağıdaki uyuşuk ve plansız-programsız olanlara yukarıdaki kadar vermiyor ,bakın dikkat edin .Güney ülkelerini Güneş uyuşturuyor .Ohh..Ohhhh..Rahat hadi uyuyalım ..Sadece Müslümanlarda değil bu .

Edinilen mal varlığı bizzat kişinin bizahiti kendi kazandığı değil, Allah'ın malıdır.Bu yetimlere Allah'ın malından verin diyor.Şu an sen dünya da devre mülk sahibisin ,bulundurduğun malın tasarruf yetkisi sana verilmiş olabilir.Ancak Allah insanoğluna bahşetmiş olduğu bütün imkanları birer imtihan vesilesi olarak değerlendirdiği için aslında burada da bakalım şükür mü edecek ?yoksa nankörlük mü edecek diye bizi denemelerden geçiren bir imtihan sırrıdır.

Cenab-ı Allah niye bu fakir ,bu zengin ,niye bu farklı gibi sorulara zuhruf süresinde insanlar farklı olacaklar ki dünya hayatı sürüp gitsin demektedir.Yoksa sen ağa ,ben ağa bu ineği kim sağa demiş.
Herkes birisine göre zenginken ,birisine göre fakirdir.Son zamanlarda belli sosyal tabakalara ait insanlar belli yerlerde dolaşıp ,yaşadıkları için mesala biri lüks bir araba alıyor diğeri,  bu bende  niye yok benimki daha az lüks diyerek ,lüks'de yarışıp duruyorlar .

Müşrikler ve Yahudiler biz neden Allah'ın vermediğine verelim diyorlar ,oysa Allah böyle vermiş senide aracı kılmak istiyor.Allah yaptığı veya yapacağı şeyleri bizzat değil , araç kullanarak yapıyor. Dini bile kah doğrudan kah elçi aracılığıyla gönderiyor.Kuran'ı Cebrail vasıtasıyla gönderiyor.Kullarının da birbirinin ihtiyaçlarını gidermesi için durumu iyi olanlardan vermelerini istiyor ama bunu isterken verende alanda kendisi almış sayıyor ki aşağıdaki ayet'de ve onun tefsiri niteliğindeki hadiste bunu görebiliriz.

Alah'ın, kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakalar aldığını, Allah'ın tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı?Tevbe 104  Allah'ın sadaka almayla ne işi olur ama fakirin ,yetimin,yoksulun aldığı sadakayı Cenab-ı Allah kendisi almış sayıyor ki aşağıdaki hadiste bunun tefsirini görebiliriz.

"Kiyamet gunu aziz ve celil olan Allah şöyle buyuracak: 
"Ey ademoglu! Ben hasta oldum beni ziyaret etmedin!" Kul diyecek: 
"Ey Rabbim, Sen Rabbulalemin iken ben seni nasil ziyaret ederim?" Rab Teala diyecek: 
"Bilmedin mi, falan kulum hastalandi, fakat sen onu ziyaret etmedin, bilmiyor musun? Eger onu etseydin, yaninda beni bulacaktin!" 
Rab Teala diyecek: "Ey ademoglu ben senden yiyecek istedim ama sen beni doyurmadin?" Kul diyecek: 
"Ey Rabbim, ben seni nasil doyururum. Sen ki alemlerin Rabbisin?" Rab Teala diyecek: 
"Benim falan kulum senden yiyecek istedi. Sen onu doyurmadin. Bilmez misin ki, eger sen ona yiyecek verseydin ben onu yanimda bulacaktim." Rab Teala diyecek: 
"Ey Ademoglu! Ben senden su istedim bana su vermedin!" Kul diyecek: 
"Ey Rabbim, ben sana nasil su icirebilirim, sen ki Alemlerin Rabbisin!" Rab Teala diyecek: 
"Kulum falan senden su istedi. Sen ona su vermedin. Bilmiyor musun, eger ona su vermis olsaydin, bunu benim yanimda bulacaktin!" 
Muslim, Birr 43, (2569). 


Bakara 172'de "Yaptığınız her hayır kendinizedir" denilirken verdiğin her sadakanın ,yaptığın her yardımın aslında senin gibi insan olan birine yaptığını ,eğer  sen buna sadaka vermezsen yarın bir gün sana hırsız olarak ,katil olarak döneALLArek toplumsal barışı zedeleyip haset doğurabileceği vurgulanmaktadır.Ülkemiz genelinde de baktığımızda suçların kaynağı buralar gözükmektedir.Ve bir sürü pırıl pırıl insan bunların yüzünden yafta yemektedir.Aynı gemide giderken birilerinin açtığı yarıklar sonuçta senin geminin batırır .Kaldı ki hakkın rızası halkın rızasından geçmektedir.Oysa toplumda zenginin mantığı Allah vermediyse ben niye veriyim şeklinde çalışmaktadır.


PROF.DR. MURAT SÜLÜN, KEŞŞÂF SEMİNERİ, 23.DERS (YÂSÎN)
*PROF.DR. MURAT SÜLÜN'LE
KARŞILAŞTIRMALI TEFSİR DERSLERİ
HER CUMARTESİ SAAT 14.00- 16.00
ARASINDADIR.  İletişim:  idare@kuranvakfi.com 
Salim Efendi Caddesi 12/20 Borsa Han Kat1 Üsküdar



















































BÜTÜN DÜNYAYA MÜJDE YARIŞACAKSANIZ BUNUN İÇİN YARIŞIN

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki anlatı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Maide 119 meal dersine ait kayıttadır. Cenab-ı Hakkın insa...