8 Mayıs 2015 Cuma

SÖZDE DİN İMAN GERÇEKTE HAN HAMAM

Selam Arkadaşlar ;

Yirminci yüzyılın başında Osmanlı imparatorluğu çöktüğünde Müslüman tebaa da dini, vicdani, ahlaki ve kültürel bir çöküş durumu yaşadı. Yeni dönmede ise bu örselenmiş yaralı yapı hakkında hiçbir teşhis ve tedavi yapılmadan cumhuriyet devrimleriyle ona yabancı bir gömlek giydirilip iyi gelmeyen bir aşı yapılmaya çalışıldı. 

Dinden miras kalan İslam ahlakı toplumun hafızasında ve bilinçaltında yaralı bir halde varlığını sürdürmeye çalışırken cumhuriyet elitlerinin topluma “çağdaşlık” adı altında dayattıkları kültür devrimi, seksen küsur yılda toplumun damarlarına nisbi olarak nüfuz etti. 

Bugün sahip olduğumuz hukukun zümre çıkarlarına adayalı olarak siyasallaşması, buna bağlı olarak yaşadığımız ekonomik ve sosyal sorunlar, menfaat çeteleri, yolsuzluk, sahtekarlık, tecavüz ve rantiyecilik gibi adi suç oranlarının yüksekliği, izah edilemeyecek şeyler değildir.

Bütün bunlar bir dayatmanın ve yozlaşmanın sonucudur. Gelinen nokta da vicdansızlık, izansızlık ve insafsızlıktır.      

Bu yüzden toplumdaki dini kimlik ve vicdan da Kur’an’da dile getirilen imanın ve dinin doğru ve diri halini değil, ölü hali olan muhafazakârlığı ifade etmektedir. 

Böyle olduğu için İslami yasa ve ilkeler kişi ve toplum hayatında doğru dürüst uygulanamamakta, kişi ve toplum hayatı da Kur’an ahkâmından ve ahlakından mahrum bırakılmaktadır. 

Bu sebeple uzun süreden beri vicdanın sesini dinleyerek konuşup hareket eden onurlu ve erdemli insanları pek göremiyoruz. 

Bunun yerine vicdani kabiliyetlerini yitirdikleri için kitabına uydurmalarla akıllılık ederek vicdansızlığını vicdan yerine koyan ve kendini kandıran sorumsuz kişilerin medyada ve meydanlarda boy gösterdiklerine şahit oluyoruz. 

Öte yandan İslam’ın doğru anlaşılıp uygulandığı dönemlerde dini bilgiyi halka yayma, yani irşad ve tebliğ, “karşılıksız öğrendiğin gibi karşılıksız öğret” ilkesine bağlı kalınarak hiçbir dünyevi menfaat beklemeksizin sırf Allah rızası için yapılırken bu gün İslam’ı tebliğ makamında olanlar “ Allah’ın rızası paranın olduğu yerdedir “ diyebiliyorlar. Tabi ki onlar bu sözleriyle Kitaba uymuyorlar bilakis Kitabı kendilerine uydurmuş oluyorlar. 

Sonuç olarak vicdanı hayli dumura uğrayıp İslami kişiliği ciddi yara almış olan ülkemiz elitlerinin bir kısmı “vatan, millet ve devlet” gibi sembolik kapitalleri; bir kısmı da “din, iman, kutsal ve tarih” gibi sembolik kapitalleri kolayca ve ustaca kişisel veya grup menfaatlerine dönüştürebilmektedir.

Zira sözde ve görünüşte “millet, vatan, din, iman” gerçekte ve gönülde ise “ şöhret, şan, han ve hamam!”  Millet ise krallarının/ elit ve liderlerinin dini üzere olmaya devam ediyor.

Böylece “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz.” anlamındaki hadisin dile getirdiği gerçek de tecelli etmiş oluyor. Zira “Gemisini yürütene kaptan deniyor.” Bu da Toplumun haram yeme ve ahlaksızlık üzerinde nerEdeyse birleşebilecek hale geldiğini gösteriyor.

İnsan her türlü günahın edepsizlik ile meşrulaştırılmaya çalışıldığını görünce: “Edeb yahu!” demeden edemiyor.  

FAHRETTİN YILDIZ
 http://www.kuranvakfi.com/

İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akl...