2 Kasım 2015 Pazartesi

KALBİ TEMİZLER EKOLÜ

Selam Arkadaşlar ;

Şeytanın uygulayacağı yaklaşma taktiği her insana göre değişir. Her insanı en zayıf noktasından yakalamayı amaçlar. Allah’ın kendisine verdiği süreli izin ile şeytanın insanlara nasıl yaklaşacağı bir Kuran ayetinde şöyle bildirilir:
”Dedi ki: “Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onları (insanları saptırmak) için mutlaka    Senindosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından,  sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.”(Araf Su, 16-17)
Şeytan İnsanlara Ne Tür Tuzaklar Kurar?

Temiz Kalplisin Diyerek Kandırır:
Şeytan müminlere ve Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlara birbirinden farklı tuzaklar kurar. Örneğin, din ahlakından uzak yaşayan bir kimseye, temiz kalpli biri olduğu telkini vererek, güzel ahlakı yaşamamasını ve daha da uzaklaşmasını sağlar. Onu tamamen dünya hayatına yönelterek ona Allah’a hesap vereceği günü unutturur ve bunun gibi vesilelerle onu ömür boyu din ahlakından uzak tutmayı amaçlar. Allah bu aldatmacalara inanan insanların ahirette düşecekleri durumu Kuran’da şöyle bildirir:
“Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mücadele Suresi, 19)
“KALBİM TEMİZ”  DİYORLAR
Bazı kimseler kalp temizliğini sadece insanlar hakkında bir kötülük düşünmemek yahut yardımsever olmak gibi çok basit manada anlıyorlar… Bununla da kalmayıp insanlara iyi davranmakla , ALLAH’a  ibadet mükellefiyetinden kurtulduklarını zannediyorlar. Bu şeytanın bir desisesi , nefsin bir oyunudur… Bu oyuna gelenleri aldatan sebeplerden biri , “hata emsal olmaz” prensibine göz kapamalarıdır… 
Bunlar, namaz kılan ibadet eden bir mü’minin günlük hayatında İslam’ın ruhuna ters düşen ve diğer insanlara zarar veren birtakım noktalar tespit ediyorlar. Bunları öne sürüyor ve “ bu adam namaz kılıyor ama , şu hataları da işliyor. Ben ise onun düştüğü hatalara düşmüyorum “ diyerek kendi ibadetsizliklerine , onun kusurlarında  bir özür kapısı bulmaya çalışıyorlar. Bu tip yanlış değerlendirmeler sadece namaz kılmayanlara mahsus değil… namaz kılan bir mü’min de İslam’ın diğer emirlerini kendisinden daha iyi yerine getiren bir kardeşi hakkında benzer şeyler söyleyebiliyor.
Hidayet rehberimiz , Peygamber Efendimiz’ den (a.s.m) bir hadisi şerif:
“ Bir günah işlediği zaman kalpte bir kara leke hasıl olur. Eğer sahibi pişman olur tövbe istiğfar ederse kalp yine parlar..
Bu hadisi şeriften temiz ve selim kalbin , ancak günahlardan salim olan ve isyanlarla kararmamış bir kalp olabileceğini öğreniyoruz.
Babasının sözünü tutmayan bir çocuğa , hemen “ terbiyesiz, ahlaksız” damgasını vuran insanoğlu, emredilmesine rağmen ibadet etmemenin ALLAH’a isyan olduğunu niçin göz ardı eder ki!
Farzlar tevil kaldırmaz. Onlarda yanlış yorum yapmaya ve hakikati saptırmaya kimsenin hakkı yoktur. Zira, ortada tevili gerektirecek kapalı bir nokta söz konusu değil. ALLAH emretmiş , Resulullah (asm) da bu emrin nasıl yerine getirileceğini bir ömür boyu mü’minlere öğretmiş , talim etmiş… asrı saadeti takip eden bütün asırlarda bu emirler aynen tatbik edilmiş.Derken ahir zamana gelinmiş… Dünyaya dalma, dinden uzaklaşma , sefahatte boğulma , menfaat peşinde koşma devri gelip çatmış… ibadet terk edilmiş , ilim bir yana atılmış irfandan uzaklaşılmış, kalplerde takva hissi azaldıkça azalmış… bu zehirli iklimde , bu bozuk atmosferde    , nasıl olmuşsa olmuş , yeni bir grup çıkmış ortaya : Kalbi temizler ekolü… bunlar bütün peygamberlere (a.s) , bütün ashaba , bütün evliyaya ve nihayet on dört asrın bütün mü’minlerine muhalif bir caddede yürümeye başlamışlar… bu ekolün mensupları , kendi haklarında , tövbe kapısını âdeta kapamışlar . Zira isyanlarını göremez hale gelmişler… daha kötüsü , onları müdafaa etmeye başlamışlar. Kendilerini ALLAH’ a ibadet etmeye çağıran mü’min kardeşlerine verdikleri cevap , her defasında  “ sen benim kalbime bak”  olmuştur. Ben senin kalbine nasıl bakayım?
Kötü Ahlaka Kılıf Buldurarak:
Şeytan, Allah’ın rızasını kazanmayı amaçlayan müminlere karşı da farklı tuzaklar hazırlamaya çalışır. Örneğin, müminlerin ihlasla ibadet etmelerini engellemek için, samimiyetle yaptıkları her işe engel olmayı amaçlar. Tüm gücüyle, inananların din ahlakının gereklerinden küçük küçük de olsa tavizler vermesi için çaba harcar. Kibir, bencillik, unutkanlık, dikkatsizlik, kendini yeterli görme, öfke ve gurur gibi nefsin yatkın olduğu konuları çeşitli kılıflara sokarak mümine uygulatmaya çabalar.
Sapkın Davranışları Süslü ve Çekici Gösterir:
Geleneklerle bozulan, gerçek Kuran ahlakından tamamen kopuk olan ve Kuran’da “ataların dini” olarak adlandırılan batıl inançlar; Budizm, Karma felsefesi gibi insanların kendi kurallarıyla oluşturduğu sözde inanç sistemleri ve Kuran’da haram kılınan (eşcinsellik, zina, faiz vb) her türlü sosyal ve toplumsal olayın meşru kabul edilmesi sapkın davranışlar arasındadır. Şeytan bu sapkınlıkları, “modernlik, çağın gerekleri veya gelenekler” gibi bahanelerle süsler. Şeytanın bu hilesi bir ayette şu şekilde bildirilmiştir:
“.Şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.” (Neml Suresi, 24)
Şeytanın Sinsi Oyunları
Büyüklük Telkini Vermeye Çalışır:
Şeytan, kendisi gibi tüm insanların da Allah’a karşı itaatsiz ve kibirli olmasını ister (Allah’ı tenzih ederiz). İnsana sürekli olarak kötü ahlak göstermesini, Allah’ın hoşnut olmayacağı her türlü tavrı uygulamasını emreder; O’nun gücünün ve büyüklüğünün gereği gibi takdir edilmesini engellemeye çalışır. Allah Kuran’da bu tehlikeyi şöyle haber vermiştir:
“Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. O, size yalnızca, kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” (Bakara Suresi, 168-169)
Şeytanın uyguladığı en sinsi oyun, insanları Allah’ın adını kullanarak kandırmasıdır. Bu yöntemle, Allah’ın razı olmadığı hareketlerin din adına yapılmasını telkin eder. Konu ile ilgili bir Kuran ayeti şöyledir:
”Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın va’di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak) aldatmasın. Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır. (Fatır Suresi, 5-6)
Allah Affeder Diye Aldatmaya Çalışır:
Şeytanın insanı Allah’ın adıyla aldatmasının bir başka yolu da, Allah’ın affediciliğini öne sürerek insanı günah işlemeye teşvik etmesidir. Bir insan, “nasıl olsa Allah affeder” diyerek bile bile günah işlemeye başlarsa, Allah korkusunu yitirebilir. Kuran’da, “yakında bağışlanacağız” diyerek bile bile günah işleyen insanlar (Araf Suresi, 169) bildirilirken, şeytanın insanı Allah adıyla aldatışının bir örneği haber verilir.
İnsanların Arasına Kin ve Düşmanlık Sokar:
Dünya var olduğundan beri süregelen tüm savaşlardan, kavgalardan en sıradan gibi görünen tartışmalara kadar her türlü düşmanlığın arkasında “şeytanın kışkırtmaları” vardır. Kuran ahlakının getirdiği merhamet, adalet, barış ve hoşgörü gibi yüksek değerlerden uzak yaşayan inkarcıların, birbirlerine karşı kin ve düşmanlık beslemeleri son derece doğaldır. Ancak şeytan başka taktikler uygulayarak müminlerin arasına da kin ve nefret sokmaya çalışır. Bu şekilde onları zayıflatabileceğini ve bozulmaya uğratabileceğini zanneder. Allah bu tehlikeye karşı müminleri uyarmış ve çözüm yollarını göstermiştir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
”Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” (İsra Suresi, 53)
Şeytan başka bir yöntem olarak, insanlara uzun vadeli planlar yaptırıp, bunlarla kafalarını meşgul ettirmeye çalışır. Veya insanları günlük işlere boğarak ve çeşitli bahaneler öne sürdürterek Allah’ı anmalarına engel olur. Ancak tabi ki, Allah’a teslim olmuş, sabah akşam O’nu zikreden, yeryüzündeki her olayın Yüce Rabbimiz’in kontrolünde olduğunu bilen ve ihlasla Rabbimiz’e yönelen müminlerin karşısında şeytanın bu zayıf hilelerinin bir etkisi olmaz. Bu durum Kuran’da şöyle bildirilir:
“(Şeytan) Dedi ki: “Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (Sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım. Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”” (Hicr Suresi, 39-40)

Allahu Teala Bizleri Şeytanın Şerrinden Hıfzı Muhafaza Eylesin. AMİN.
Alıntı.

BÜTÜN DÜNYAYA MÜJDE YARIŞACAKSANIZ BUNUN İÇİN YARIŞIN

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki anlatı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Maide 119 meal dersine ait kayıttadır. Cenab-ı Hakkın insa...