6 Ocak 2016 Çarşamba

İNSANOĞLUN NEDEN HUZUR BULAMIYOR ?

Selam Arkadaşlar ;

Aşağıdaki tefsir dersine ait programdan alıntılar yapılan anlatılarda fesad, şükür ve nankörlük konuları üzerinde durulmaktadır .

41 - Yaptıklarının bir kısmını tatsınlar diye insanların kendi ellerinin kazandığı şeyler yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Umulur ki onlar hakka dönerler.
42 - De ki, yeryüzünde bir gezin de bakın, bundan öncekilerin sonu nasıl olmuş! Onların pek çoğu müşrik idiler.
43 - Allah'tan geri çevrilmesine hiçbir çare olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru, sabit dine çevir. O gün (gelince) insanlar birbirlerinden ayrılırlar.
44 - Her kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhinedir. Kim de salih amel işlerse, onlar kendileri için rahat bir yer hazırlamış olurlar.
45 - Çünkü O, iman edip salih amel işleyenlere lütfundan mükafat verecektir. Çünkü O, kâfirleri sevmez.
46 - Rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetinden tattırması, emriyle gemilerin akıp gitmesi ve lütfundan rızık isteyip kazanmanız O'nun âyetlerindendir. Hem gerek ki şükredesiniz.
47 - Andolsun ki biz, senden önce birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik de, onlara apaçık delillerle vardılar. Onun üzerine günah işleyenlerden intikam aldık. Müminlere yardım ise, bizim nezdimizde bir hak oldu.
48 - Allah O'dur ki, rüzgarları gönderir de bir bulut savururlar. Derken onu gökyüzünde nasıl dilerse öyle serer, parça parça da eder. Derken yağmuru görürsün, aralarından çıkar. Derken onu kullarından kimlere diliyorsa döküverdi mi derhal yüzleri güler.
49 - Halbuki onlar, daha önce üzerlerine yağmur indirilmeden evvel ümidi kesmişlerdi.
50 - Şimdi bak Allah'ın rahmetinin eserlerine! yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye kâdirdir.
51 - Andolsun ki biz, bir rüzgâr göndersek de onu (rahmetin eseri olan ekini) sararmış görseler, mutlaka onun arkasından nankörlüğe başlarlar.
52 - Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.
53 - Körleri de sapıklıklarından hidayete getiremezsin. Sen ancak âyetlerimizi iman edeceklere duyurursun da onlar müslüman olur, selâmeti bulurlar .Rum Suresi 41-53

Fesat ; Varlık ve oluştaki dengenin bozulması ve bir şeyin yapısını yitirip asıl istikametinden saparak yararlı olmaktan çıkmasıdır.

Kuran'da fesadın her türünün insanın eseri olduğuna vurgu yapılır.Onun insan hayatını karartıp ,kaosa sürükleyeceğine de dikkat çekilir.

İnsanoğlunun Allah'ın tasavvurlarını çok iyi okuması lazım .Okursa onun rahmetinin ,adaletinin ne kadar çok olduğunu açık biçimde görür.Gerçekten bugün Cenab-ı Hakk'ın bu lütfü olmasa işlenmiş olan bu kötülüklerden dolayı hayatta bir dakika nefes olacak imkanımız olmazdı.Bu lütfün gerekçesi içine düştükleri günahlardan ve yaptıkları yanlışlardan vazgeçip Allah'tan af dilesinler diyedir.Demek ki dünyada iken yapmış olduğumuz kötülüklerin bir kısmı bize uyarı olarak dönüyorsa bunu kötülük değil iyilik olarak görmemiz lazım .

Şirk ,insan hayatında manevi dengeyi bozan bir kanserdir.Bu yüzden bu kanserden bir an önce kurtulmak lazım .

Geçmiş dönemlerde somut varlıklara yakıştırılan ilahi vasıflar modern zamanlarda daha çok soyut varlıklar ve soyut düşünce sistemleri putlaştırılarak çağdaş şirkin her çeşidini ortaya konmaktadır.Bu da dünyayı insanı yakan bir Cehenneme çevirmektedir

Bugün ideolojiler ve sistemler putlaştırılmıştır.Bu ideolojiler ve sistemler uğruna insanlar savaşıyor.Sen şimdi kapitalizmi kaldıra bilir misin ? Dünyaya buna göre dizayn etmişler.Her şeyi çıkara göre ayarlatan bir dünya yapısı var .

İslam'da sevgi şartlıdır. Yaradılanı severiz ,yaradan da ötürü sözü şartsız bir sevgi ortaya koyuyor. Oysa Allah ben  fasığı sevmem .münafığı sevmem .inkarcı nankörü sevmem diyor.Ama her varlık ilgiye layıktır o ayrı bir şey . Ama sevgi şartlıdır.Allah inkarcı nankörleri sevmez ama bu onlara haksızlıkta etmez .Bize de burada bir mesaj var .Sen müşriği sevmeyebilirsin ,kafiri sevmeyebilirsin ama ona haksızlıkta edemezsin .

Allah inkar eden insana ,inkar etme hakkını da vermiştir.Senin görevin nedir ?Sen ilgilen ,ikna et.O insanı tehvide kazandır.Onun için diyorum ki her insan ilgiye layıktır.Allah'a isyan eden varlık İblis'dir .Ama Allah onunla da ilgilenmiştir.Bunun için ilgi ile sevgiyi birbirinden ayırt etmemiz gerekiyor.

Cenab-ı Allah verdiği nimetleri insanların başına kakmak için hatırlatmaz.Bu hatırlatmadaki temel amaç nedir ?Önce takdir etmesi için .Bir şeyi takdir etmezseniz ona şükredemezsiniz.Bunun için önce takdir sonra şükür duygusunu geliştirmek için bu hatırlatmalar sürekli yapılır . 

Allah'ı en doğru en güzel biçimde anmanın yollarından biridir Elhamdülillah demek.Ne zaman bir nimete mahsar olduğunuzda  onu takdir ederek  ya Rabbi bu nimetin sahibi sensin Elhamdülillah diyoruz.

Şükür Allah'a olan imanın sözlü ve fiili belirişidir ve aynı zamanda müminin en bariz özelliklerinden birisidir. Hz Peygamber'de nihayi hedefte hep böyle bir kul olmayı dilemiştir.Peygamberimiz bir gün derin ibadetlere dalmış çok duygulu bir halde iken Bilal Habeşi  ibadetine şahit oluyor ve Ya Resullullah nedir bu haliniz ? Allah  sizin  gelmiş geçmiş tün günahlarınızı affetmedi mi dediği zaman ,Peygamberimizin ona verdiği cevap çok düşündürücüdür. Niye öyle söylüyorsun ey Bilal , şükreden bir kul olmayayım mı ?

İnsanoğlunun şükretmemesinden dolayı hayatında huzur yok ,yediğinde de sıhhat yok.



Şükrün ilmi yönü Allah'ı hakikat bilgisiyle tanımak ve ona şirk koşmadan inanmaktır arkadaşlar.Ameli yönü ise hevaya değil doğrudan doğruya  ilahı rızayı gözeterek ona kulluk etmektir.Ancak Kuran'ın da belirttiği gibi bu şekilde Allah'a kulluk edenler çok azdır.Buda insanoğlunun Allah tarafından kendisine verilen nimetleri takdirde nankörlüğünün öne çıkması açısından dikkat edilmesi gereken bir husustur.

Ben her zaman söylüyorum inkarcılar belli zaten , birde ihmalciler var. Bu tipler nimete eriştiğinde sevinirken şükretmeyi akıllarına bile getirmezler. Ama bir sıkıntıyla karşılaştıklarında hemen nankör kesilip umutsuzluğa düşerler.Oysa dünya hayatı imtihan yeridir.Varlık da yokluk da bizi denemek içindir.Önemli olan her iki halde de Allah'ın rızasına uygun olan tavrı alabilmektir.Bu yüzden darlığı veya varlığı tek başına iyilik yada kötülük olarak nitelendirmek doğru değildir.Cenab-ı Hak beni yoklukla dener bende onu başarırsam o benim için nimet olur . Allah bana bol nimet verir nankör olurum o nimet benim için felaketdir.

Rahmet vesilesi olan rüzgar Kuranda daha çok çoğul olarak kullanılır.Eğer azap vesilesi ise tekil olarak kullanılır.Bakın ! kelime aynı kökten birisi çoğul birisi tekil ama her yerde rahmet vesilesi anlamına gelmiyor.Demek ki Kur'an'ın bir uslubu bu ve tek başına bunu lügatla çözemezsiniz. Hiç kuşkusuz Kuranı en iyi  bilen  Peygamberimiz ;rüzgar estiğinde onu rahmet vesilesi kıl azap vesilesi değil diyerek dua ederdi.


*FAHRETTİN YILDIZ'LA
TEFSİR DERSLERİ BEYEFENDİLER İÇİN
HER PERŞEMBE SAAT 2
0.30 - 22.30,
HANIMEFENDİLER İÇİN HER CUMARTESİ
SAAT 10.
30 - 11.30 ARASINDADIR.

*PROF.DR. MURAT SÜLÜN'LE
"KUR'AN NE DİYOR BİZ NE ANLIYORUZ?"
HER CUMARTESİ SAAT 14.
15- 15.30
ARASINDADIR.







































İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akl...