29 Mart 2016 Salı

İMANIN SAFLAŞTIRILIRAK AYRIŞTIRILMASI.

Selam Arkadaşlar ;
Bunlar .Nouman Ali Khan'ın Ankebut süresi ışığında yaptığı gerçeklik vurgusuna ait anlatımdan aktarımlar.

Allah Azze ve Celle diyor ki ;
İnsanlar iman ettik diyecekler ve bazı zor imtihanlardan geçmeden bırakılacaklarına mı inanıyorlar ?
Şimdi bu ayetlerde kullanılan fitne :
Orjinal Arapça'da fitne kelimesi "zor imtihan" anlamına gelir.
Oldukça ilginçtir ki fitne ,aynı zamanda Arapça'da altını saflaştırmak demektir.Eğer aşinası değilseniz altını saflaştırma sürecinde altını çok yüksek sıcaklıklar da eritmeniz gerekir. Erittiğinizde o katışık köpürüyor yukarı doğru yükseliyor ve yok oluyor.Bu aşırı zor bir süreç , o altının ne kadar saf olduğunu ancak bu işlemin sonunda ortaya çıkıyor.Ayetteki gönderme bu altının saflaştırma anlayışı ile ima ediliyor.
Bu arıtmayı köşeye çekilip elinize bir sünger alarak temizleyerek yapamazsınız.Çünkü pislikler yüzeyde değil,içeride ,derindedirler.Ve derinlere de çok yüksek sıcaklıklarda eritmediğiniz sürece ulaşamazsınız. Oldukça ilginç ki Allah bu ayet de iman hakkında konuşuyor.
İman içimizdedir ? İmana saldıracak kirlilikler de içeride yatar.Demek ki içerlerde bir yerdeki kirliliklerinizden arınmak istiyorsanız sıcaklığı yükseltip bazı çok zor testlerden geçmeniz gerekiyor.Ve Allah diyor ki :bir iman hazinesine sahip olup da zor imtihanlardan geçmeyiceğinizi nasıl zannedebiliyorsunuz ?

Bu ayetler Mekke döneminde gelmişti .Habbab İbn Eret yanan kömür üzerinde yatmaya zorlanmıştı.Ve göğsünün üzerine bastılar.Sırtının tamamı soyulana,eriyip gidene kadar.Korkunç bir şekilde yanmıştı.Peygamber Efendimize geliyor ve diyor ki :"Biz hak ehliyken nasıl bunlar başımıza gelebilir ? "Bunu hak edecek ne yaptık ? " "Allah neden bize bunun olmasına izin verdi"? Peygamberimiz dedi ki "Çok acele ediyorsunuz,sabırsızlaşıyorsunuz"Ve sonra "İnsanlar gerçekten imtihan edilmiyeceklerini mi sanıyor"ayeti geldi.

Bugün fitnenin tipi değişti.Sahabenin karşılaştığı fitne farklıydı.Bugün her Müslüman Coğrafya'nın fitnesi birbirinden farklı.Benim ve ailemin Texas'ta karşılaştığı fitne'de farklı. Hayatlarımıza ,yaşadığımız zorluklara bağlı olarak hepimizin farklı bir takım fitneleri vardır.Fakat akademik bir çalışma olmamakla birlikte ,son on yıldır binlerce insandan gelen aynı konulu sayısız maillerden ilham alarak söyleyeceğim ümmetin başından geçen ortak fitneyi özetlemek istiyorum :
Numan kardeşim şöyle bir sorum var.Eğer Kuran bütün insanlar içinse neden Arapça ?
Arap olmamak benim hatam değil ve benim Arapça öğrenme fırsatım yok.Veya ben alim değilim anlayamıyorum.Eğer tüm insanlar için olsaydı ,her dilde bulunmalıydı ki hepimiz kendi dillerimizde bağlantı kurabilirdik ve mükemmel olurdu.Bunun gibi başka bir soruda "Namaz kıldığımı anlamadıktan sonra namaz kılmamın amacı ne ?En azından sahabe namazda Kuran okunduğunu duyunca ağlıyordu.Çünkü ne söylendiğini anlıyor ve etkilenmiş oluyorlardı.Fakat günümüz Müslümanlarının çoğu namaz kılarken ,Kuran okurken ne söylendiği ile ilgili ilişki kuramıyor.Ve bunlar niçin benim hatam olsun ?Ve benzer soru silsilesi böyle devam eder .

Ve bu kaynayan fitnenin ne olduğunu biliyorsunuz.Karşı konulmaz bir şekilde dünyanın her tarafında büyük bir Müslüman nüfüs Kur'an'dan uzak yaşıyoruz.Ve bunda hemen hemen tüm Müslüman coğrafyanın eğitim müfredatlarından Arapçanın kasti olarak çıkarılması büyük bir rol oynadı.Esasen, bugün Arap dünyasında bile durum farklı değil, yakın zamanda Katara gitmiştim ,Katar'ın eğitimli gençleri İngilizce'de fasih Arapça'dan olduklarından çok daha iyilerdi.Dönüş uçuşunda Suudi yaşlı bir kadın yanımdaydı,konuşmaya başladık ve bana Suudi Arabistanda'ki liselerde Nahic ve Sarf ,Arapça grameri müfredatının nasıl kaldırıldığından bahsetti.Kısacası Arap dünyasında bile büyük kriz mevcut.İnsanlar fasih Arapça'yı muhafaza etmeyi başaramıyor ve bu yönüyle Arapça ölüyor.Yani,Arap dünyasında bile tutunamıyorlarsa ya biz ?

Size yalnızca bir problem sunmak istemiyorum.Bence problemler üzerinde konuşarak yeterince vakit geçiriyoruz.Sadece ideal şuuru düşünmekle mükellef değiliz.Biz sadece düğmeye basarak zamanda geriye yolculuk yapamayız.Biz içinde bulunduğumuz gerçekliği şikayet etmeden anlamak zorundayız.Ve yaşadığımız bu gerçekliklerin çözümünü inşa etmeliyiz.Bir örnekle açıklamak istiyorum.

Bir bahçe vardı.Devasa ağaçlar ,Göz kamaştırıcı güzellikler ,ve bir gün bazı insanlar geldiler ve her şeyi yaktılar.Ve biz halen yanan bahçeyi konuşuyoruz.Biz bu 20 seneyi tohum ekerek ,sulayarak geçirseydik ne olurdu ?Bahçeye tekrar kavuşurduk değil mi ?Pekiyi biz ne yaptık ?Ümmetin problemlerini sadece konuşarak bir anda geri dönmesini beklemek gibi kötü alışkanlık edindik.Oysa problemleri çözmek planlama gerektirir ,çaba ister, sabır ister.

Eğer bir problemden bahsedeceksek,en önemli şey insanın kendisine yatırım yapmaktır.

Eğer bir tamirciye giderseniz ve arabalar hakkında hiçbir şey bilmiyorsanız ,tamirci sizin üzerinizde üstünlük sağlamaz mı ?Yağ değiştirmeye gidersiniz ama size şanzıman arızalanmış ,kayışısın değiştirilmesi gerekiyor dendiğinde hiçbir şey bilmiyorsak tuzağa düşeriz öyle değil mi ?
Şimdi arabalar hakkında uzman değilsiniz ama temel bilginiz var ise kayış nedir , şanzıman nedir , antifiriz nedir vs bilirseniz tamirciniz yanınıza gelip yeni bir motora veya kayışa ihtiyacınız olduğunu düşündüğünü söylediğinde ,sizi etkilemesi kolay olmayacaktır ;Hayır ,bunlara ihtiyacım yok diyeceksinizdir.Dini alanda da durum böyle ,küçük bir grup insan bilgiyi elinde tutarken , geri kalan geniş kitle en ufak bir eğitime sahip olmadığından insanları bundan menfaat eder .

En ufak bir eğitim almadan ,araştırmadan,okumadan sadece bir hocaya bağlılığını bildirerek benim hiç bir şey bilmem gerekmiyor o bana bilmem gereken her şeyi anlatıyor diyerek nasıl bir insanın eline böyle bir gücü bırakıyoruz ?Bu insanlar İslami eğitim almalarına rağmen bu durumu suistimal edebilirler mi ?evet kesinlikle mümkün.Şunu dürüstçe söyleyebilirim ki ,ben dahil herhangi biri sadece İslam üzerine çalışmalar yapıyor diye iyi biri sayılamaz .İkisi farklı şeyler.Ve şu anda eğitim seviyemiz düşük olduğu için şöyle bir şey oluyor;birisi İslam hakkında çılgınca bir fikir atıyor,bizde inanıyoruz ve diyoruz ki bu adam benden çok daha fazla bilgiye sahip olduğundan doğruyu söylüyordur. Bu yüzden söylediği şeye güvenmek zorundayım.Bu din birbirine güvenme dini olsa da ,ben size güveniyorum ve burada oturuyorsanız sizde belli bir ölçüde bana güveniyorsunuz demektir.Ama aynı zamanda Müslümanlar şeffaflık da olmak zorunda. Ve bu şeffaflık da ortalama bir Müslümanın en azından asgari seviyede dini eğitim alması ile sağlanabilir. Bunun içinde ortalama bir Müslümanın'da Allah'ın kitabıyla doğrudan bağlantısı olması gerekir.Böyle olursa imam bir ayeti okurken ne anlattığını doğrudan anlayabiliriz.İ

Müslümanların her zaman başkalarıyla aynı fikirde olmama hakkı vardı.Artık alimlerimize zekice sorular soramıyoruz ,çünkü dinimiz hakkında minimum düzeyde bir eğitim alamıyoruz.Ve şu anda "Bana ne yapacağını öğret, sen her şeyi biliyorsun , ben ise hiç bir şey bilmiyorum seviyesindeyiz.İslam ümmetinin yolu bu değildir.Bizler artık eğitimli ve heyecanlı insanlar değiliz.Halbuki bizler ikra (oku) ümmetiyiz.Eğitimli olduğunuzda dini liderlerinizi sorumlu tutmuş olursunuz ve hiç bir şeyden kaçamazlar.Bu alimler değersizdir ve söyledikleri her şeyi sorgulamalıyız demek değildir.Ama onlarla dürüst ,açık bir diyalog halinde olabilmeliyiz.Eğer sahabeler kendilerine soru sorulmasına rahatsız olmuyorlarsa , Ebu Hanife gibi bu dini büyük alimleri ,öğrencilerinden gelen soruları ve görüşüne muhalefet edilmesini hoş karşılamışken bunlar bize neden oldu ?

Katolik kilisesinin politikası neydi ?
Soru sormak hakkın yoktu.
Eğer sorarsan bir cevap alırsın ama cevaba muhalefet edecek olursan kafir olursun .Sen muhalefet edecek durumda değilsin diyorlardı.Böyle bir zihniyet asla İslam'da olamaz.
Biliyorsunuz dindar olmayanlar,modernistler diyorlar ki Din toplumların afyonudur ve insanların zihinlerini kör eder. Oysa İslam ,insanların zihinlerini özgürleştirmek için geldi.Kuranda en çok tekrarlanan isteklerden biri düşünmenizdir. "Aklınızı kullansanız diye ...." , "akletmez misiniz ?

Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse, kör olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler.Ra'd 19

Biz düşünen bir toplum olmak zorundayız.Yetkiyi aracıların elinden alan İslam dinidir. Hiristiyanların papası var ,hinduların brahmanı var ve onlar daha yüce konumda bulunduğu için onlara gidip kutsanmak zorundasın .Ama İslam'da siz ve ben eşidiz.Şu an kürsüde benim olup konuşuyor olmam bir şeyi değiştimez. Ben sadece Müslümanlardanım hiç kimseden daha üstün veya iyi değilim .

Allah'a çağıran ,salih amel işleyen ve kuşkusuz ben Müslümanlardanım diyenden daha güzel sözlü kimdir? Fussilet 33

Bizim Papalık gibi ruhban sınıfımız yok.Ama malasef İslam dünyasında böyle bir kültür ortaya çıktı.Kur'an ,sünnet ve siyer eğitimindeki standartlaşma eksikliği sonucu böyle bir kültür ortaya çıktı.Toplum olarak bu konularda asgari bir eğitim alınmadığı için insanları derecelerine göre sıraya koydular.Ama olması istenen şey bu değil.Herkes işini gücünü bırakıp bir yerlere okumaya gidemez ,herkes tam zamanlı eğitim alamaz . Herkes geceleri ders çalışamaz. Herkes 1 yıl içinde öğrenemez Bence olması gereken herkes bir öğrenme ,bir eğitim süreci içinde olmalı.Çağımızda internet ile gelen bilgi patlamasından faydalanmalı ve bunun için en iyi yöntemi oluşturmalıyız. Şunu anlatmak istiyorum :toplumumuzda ki her kesimden insanlar için kendilerine uygun bir eğitim programı oluşturabilir ve bu program çok hızlı bir şekilde geniş kitlelere yayarak herkese kendini geliştirme olanağı verilmelidir.


Ankebut Suresi'nden Bir Hakikat [Nouman Ali Khan]










İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akl...