12 Ekim 2017 Perşembe

DİNİ SADECE DİN ADAMLARININ TEKELİNE VEREN TOPLUMLARIN SONU

Selam Arkadaşlar; Cenab-ı Allah o günkü Yahudileri eleştirirken, siz Tevrat'dan işinize gelen kısımları açıklayıp çoğu kısımlarını saklı tutardınız diyor. Bu süreç artık Kitab'ın onları yönlendirdiği değil onların Kitab'ı yönlendirdiği, Allah'ın ne zaman konuşacağına ne zaman susacağına kendi menfaatlerine göre ayarlamaya başladıkları sürece dönüşmüştü.

Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü, “Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi” dediler. De ki: “Öyle ise Mûsâ'nın insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler, size öğretilmiştir.” Sen, “Allah” de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta debelenip dursunlar! En'am 91

Demek ki Allah'ı gereği gibi tanımayan bu toplum modelinde kutsal kitap kağıtlara dönüşmüş toplumsal hafızadan geri çekilmişti. Çünkü birileri Kitap'tan bir şeyleri sakladığında o toplumun hafızasının dirilip saklananıda oku saklananıda oku diyere ortaya çıkması gerekirdi.Demek ki bu proje aynen bugün olduğu gibi din önce din adamlarının eline verilmiş ve toplumda bu parazit ilişkiden gönüllü olarak razı olmuştu. Bir toplum dinden uzaklaşmak isteyip kendi heva ve hevesine göre yaşamak istediğinde ilk iş olarak din, din adamlarının eline verilir. Ondan sonra din adamlarına ikinci bir görev verilir, bizim istediklerimiz kadarını bize duyurmalı istemediklerimizi duyurmamalısın. Böyle bir model de din adamının önüne faz, rüşvet, içki, zina gibi konular geldiğinde sayfaları çevirmeye başlanır. Dinin insanı değil, insanın dini denetleme başladığı bir süreçte din sadece bir nesne haline ingirgenip bir takım ritüeller içerisinde manevi ihtiyaçlarının karşılanması için dolgu malzemesinden ibaret hale gelir ve kul kendisinin kurguladığı yaşam biçiminde kimi manevi ihtiyaçlarını bu dolgu malzemesi ile doldurmaya başlar.

Cenab-ı Allah'ın sözü, sözlerin en güzeli ve en yücesidir. İnsan akletme yönüyle öncelikle onun sözlerini okumaya değer bulup hem öğrenip hem de insanlarla paylaştığı süreç belirli samimiyeti gerektiren süreçtir. Cenab-ı Allah yozlaşmaya düşmüş Yahudi toplumunu eleştirirken benzer bir yozlaşmaya düşeceğimiz günleri de bizim önümüze koyuyor.

Cenab-ı Allah'ın insanlara yönelik hitabını tüm samimiyetimizle araştırıp neticesinde bu Allah'ın katındandır diyerek şehadet ediyorsak bu şehadet varlığımızdan evrenden herşeyden daha değerli olmalı. Ne yazık ki bu hitap insanlar tarafından değerlendirilip bir kere bile okunmaya değer bulunmuyor çünkü onun getirdiği sorumluluklara düşününce hayatında yer olmadığını baştan ön gören insan ona yakınlaşmaya gerek duymuyor. Çoğu kitap okuyana Kur'an'ı okudun mu diye sorduğunuzda o din kitabı diye ayrıştırma gayretine yöneliyor, bizim en büyük sıkıntımız kitabı okuyup anlamayı onun ilmini yapmayı din adamlarının ilgilendiği bir ihtisas alanı olarak görmemiz. Dolayısı ile din adına az bir şey bilenler biraz namesiyle Kur'an okuyanlar etrafında cazibe oluşturup bir bakmışsın bir mahalle insanı arkasına takmış din üzerinden rant elde ediyor.

Bir toplumda din yozlaşıp toplumun genel çoğunluğu Allah'tan gelen mesajı nötr bir yaklaşımla araştırmaya girmiyor ise o zaman böyle toplumlarda sığ dalgalanmalar bile büyük fırtınalara yol açar. Toplumun tüm kesimleri bu kolaycı ortamı kendi lehine çevirmek için uğraşır.

ÖLÜMLE ARAMIZ İYİ DEĞİLSE DE KARDEŞİYLE ARAMIZ ÇOK İYİ

ÖLÜMÜN KARDEŞİ Yüce Allah mübarek kitabı Kur’an’da şöyle buyurur: “Allah, vakti gelen canları ölümleri anında alır, henüz ölüm vakti gel...