2 Ocak 2018 Salı

KUR'AN'I NEDEN OKUMUYORLAR ?

Selam Arkadaşlar;

Kur'an'ı anlamak için mesai harcamadan Kur'an'ı inkar etmeye hevesli bir çok insan vardır ki Kur'an hakkındaki 20 30 tane iftirayı paket halinde ezbere bilip sıralarlar. Bu aslında onların arka planda bu sonucun olması için tercihlerini kullanmasının bir sonucudur.  Dolayısı ile bu konuda kendilerine ulaşan tüm önyargıları hoşnutlukla karşılarken, araştırmaya pek de bir mesai harcamak istemezler. Çünkü eğer araştırırsam, incelersem ve böyle olmadığını görürsem o zaman Allah'ın kitabına ve O'nun elçisine mecbur kalırım diyerek baştan süreci bloke ederler. 

Biz çoğu zaman insanların bilgisiz kaldığı için dinden uzak kaldığını düşünürüz. Bilmedikleri doğrudur ama bilmek istemediklerini kaçırıyoruz.  Bir insan bilmek istemiyorsa bilmediği şeylerin hem suçlusu hemde sorumlusudur. Çünkü o zaten bilsemde ben bunun böyle olmasını istemiyorum dediği için kendisini bilgilenmekten uzak tutmuştur. Dolayısı ile bunun en tipik örneği din hakkında en ufak bir gayrete girmemiş, en küçük bir mesai harcamamış kişiler ile konuştuğunuzda sen dur bakayım hele ben bu konularda çok şey biliyorum diye size paket halinde din hakkında suçlamaları boca ederler. 

Pekiyi dinini araştırmaya, öğrenmeye muasit olmayan bu kimse din hakkındaki zanları nasıl öğrendi?
Çünkü, Allah'ın dininden kurtulup kendince yaşamayı baştan tercih olarak benimsediği için buna uygun mazlemeleri arandı durdu. Ve karşına kim çıktı?

Onlara, kendisine ayetlerimizi verdiğimiz sonra da onlardan sıyrılıp çıkan ve şeytanın onu peşine takması dolayısıyla azgınlardan olan kimsenin haberini de oku. Araf 175

Şeytan, bu adamların anlatacağım şeylere ihtiyacı olacak diyerek karşılarına oturur ve başlar onlarla konuşmaya. Bak sana ulaşan bu konuların gerçekten öyle olduğuna dair teorilerim olacak diye vesveseleri verirken, o da bunları duyunca hay ağzına sağlık bende bir süredir elimin tersiyle
itmeyi düşünüyordum sen ne güzelde konuşuyorsun der.
Bakarsanız Kur'an  ile fazla bir mesaisi yokken ona atılan tüm iftiraları ezbere biliyor. Bak sizin kitabınızda miras konusu şöyle sen bunu bile bilmiyorsundur diyerek  lafa girer iftirasını ortaya atıp gider. Sizin anlatacaklarınızı dinlemek istemez bile. 

Cenab-ı Allah, bir çok konuda kesin bir malümatınız olmayabilir ama yaşamınızın anlamını belirleyecek böyle bir konuda tereddüssüz bir bilgilenme istiyor. Bu öyle bir bilgilenmedir ki, bir dinin içinde doğdum ama ben doğru yerdemiyim sorusunu sorduran, yeryüzünde farklı coğrafyalarda dünyaya gelen bir hiristiyanın bir çinlinin kendisine söylenenler doğrumu diye araştırması gerekiyorsa benim de bana söylenenenleri araştırmam gerekir sorumluluğunu hissettiren bilgilenmelidir.

Ama bizde tam tersi Kur'an'ı bizahiti inceleyerek değil üstün körü bilgilerle geçiştirip sırtımızdan atıyoruz. Ama araba alırken öyle mesai harcayıp öyle inceliyoruz ki, torpido gözü suğutmalımı... yol tutuşu nasıl.. koltukları derimi... aydınlatması göz yoruyor mu ..uzun yolda ne kadar yakıyor... adam nerdeyse baştan araba dizayn edecek kadar malümat ediniyor.




Bunlar, Prof. Dr.  Halis Aydemir'in Nahl 101. ayet ışığında yaptığı anlatımdan aktarımlar içermektedir.

Kuran Üniversitesi
Allah ilminizi arttırsın.









HAK VE SAHTE DİN FORMLARI ARASINDA FARKLAR?

Selam Arkadaşlar; Hepsi de kitabı (Tevrat ve İncil'i) okumakta oldukları halde Yahudiler: Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dedil...