24 Ocak 2018 Çarşamba

TAKLİDİ İMANA SAHİP OLUP OLMADIĞIMIZI NASIL ANLARIZ?

Selam Arkadaşlar;

Bunlar Prof. Dr Halis Aydemir'in tefsir dersinden alıntıdır. 


Ey iman edenler, sizi kendinize hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Peygamberi ile Allah'a icabet edin! Ve bilin ki, Allah gerçekten kişi ile onun kalbi arasını gerer ve siz, kesinlikle O'nun huzurunda toplanacaksınız! Enfal 24

Cenab-ı Allah, kula yaptığı çağrısında onun aklettiği takdirde doğruları bulacağı potansiyelde yaratıldığını bildirmiştir. Ve bu çağrı, kişininin iradesini kullanarak akletmeye bağlı bir süreç olduğundan, anlamadan kendisini itaate vermesi istenen bir çağrı değildir. 

Cenab-ı Allah, Kur'an'da kendisine itaate davet ettiği yerde kulun basiretini kaybetmeksizin gelmesini istemektedir. Kur'an'da sıklıkla Rabbinizden size ayetler geldi, basiretler geldi şeklinde ifadeler vardır, bunlar insanlara veri girişi oluşturan bilgilerdir. Dolayısı ile Allah, Rabbinizden size yönlendirme değil anlamanız ve değerlendirmeniz için ayetler geldi demiştir. Ve kim bu ayetleri yaratılışında var olan mekanizmayla anlamlandırıp gereğini yaparsa Allah'a içtenlikle bağlanmış olur. Bu bağlanma kelimesi o kadar özel bir kelimedir ki insanın akletmesi istenen fiil anlamını bu kökten almaktadır. 

Ne zaman ki insan, gerek kendi içindeki, gerekse başka insanların hayat sirkulasyonuna dair ayetleri gözlemleyip Yaratıcıya dönen bir süreç olduğunu farkettiğinde Yaratıcıya olan itaat gerçekleşmiş olur. Cenab-ı Allah akledenlerin bu süreci yürüyeceğini akletmeyenlerin üzerine pislik bırakacağını ve bu sürecin zamana, mekana ve coğrafyalara bağlı bir süreç olmadığını Kur'an'da öğretir.

Cenab-ı Allah bir çok ayetde "düşünsünler diye" "hiç düşünmezler mi" diyerek insani kapasitemizi ortaya koyuyor. Bu kapasiteye sahip insan, yeryüzündeki varlığının akletmeyle gerçekleşeceğini ve bir yıllık tefekkürün bin yıllık ibadeten daha hayırlı olduğunu anladığında insanı varlığını harekete geçirmiş olur.

Bu süreç veri toplamadan, ayetlerle ilgilenmeden, gözlem yapmadan gerçekleşecek bir süreç değildir. Bu hareket bizim yaşamımızın olmazsa olmazıdır. Bunu yapan kimse ister Çin'de olsun ister Hindistanda olsun akletmek istediği takdirde Allah bu süreci işleteceği verileri ona ulaştırır. 


Hz Nuh (AS) ayetleri tilavet ederken ne diyordu?
 "Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış. Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi. Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır." Nuh 16-18  

Hz Nuh'un bahsettiği bu sürecin yaşanmadığı bir yer var mı? Bu süreç insanı başlı başına yaradan hakikatine götürme yeterli ayetler değil midir? Her yerde güneş doğmuyor mu? Her yerde insanlar doğup, ölmüyor mu? Bu ayetleri es geçip görmezden gelenler, çıkarlarını kaybetme riskini göze almayan kimselerdir. Cenab-ı Allah aklederek gerçeğin üstünü ezmeyen herkesi muvakkaf kılacağını vaat etmiştir.

Akletmeden, dinini tahkik etmeden, bulunduğu toplumun rengine bürünmeyi bir inanç vesilesi sayıyorsanız, müslüman coğrafyada yaşamayanların durumunuda böylece kabul edebilirsiniz. Çünkü hangi coğrafyada olursa olsun akledenlerle, akletmeyenler aynı kaderi paylaşacaktır. Şu halde herkes dönüp niyetine baksın.

Bir kişi taklidi imana sahip olup olmadığının cevabını şu yöntemle bulabilir:
Ben hiristiyan coğrafyada doğsam annem ve babam hiristiyan olsa ben hala teslis inancını kabul eder durumda olurmuydum sorusuna evet diyorsa bu kişi taklidi bir imana sahiptir. Fakat ben içinde doğduğum İslami bile tahkik sürecini yaşayarak içselleştirdim diyorsa bu kişi hangi coğrafyada doğarsa doğsun taklidi imandan uzak durup hakikatle yüzleşecektir.

Bir konferansta, tablodaki resme bakarak bu domates toplayan ve amacı sadece çocuklarına rızık götürmek olan olan ve tek dezavantajı Hiristiyan köyde doğmak olan bu nine'de mi akletmeyenler sınıfına girecek diye sorulmuştu.

İnsana bu soruyu tasavvur ettiren şeytan bazı yerleri kapalı devre gibi gösterip Allah'ı oralara sokmadığı için bu soruları akla getirmektedir. Oysa biz her yerde olduğunu söylediğimiz bir Allah'a iman etmiyor muyuz? Cenab-ı Allah ona kendisini tanıttıracak süreçleri yaşatmadı mı? Allah'ı bir tek biz mi tanıyoruz? Onların eline o domatesleri kim veriyor? Akşam evindeki yiyeceklerini kim veriyor? Bebeğini, kocasını, yaşamını kim verdi ? Onu bir çok aşamada Yüce Kudretin lütfünü hissederek yaşayacağı süreçlerden geçirmedimi? Topladıkları bu domatesleri ona gönderen, onu toprakla ve yağmurla buluşturan Cenab-ı Allah ayetleriyle buluşturmaz mı ?
Cenab-ı Allah teslis gibi bir inacın saçma olduğunu kulluğun bir tek Allah'a yapılacağını, duanın bir tek Allah'a yapılacağını ona bir çok defa göstermiştir. Göstermesine rağmen kocam ne der? çocuklar ne der? diye boyun eğdiyse, kulluğunu bir tek Allah'a yöneltmesi gerekirken çıkarları gereği başka yerlere yöneldiyse  kendisine gösterilen ayetlerin üzerini örttüğü için akıbeti akletmeyenler ile aynı olacaktır.

Birileri sanıyor ki bir yerlere İslamın gitmesi için oralara İslam kütüphanelerinin taşınması gerek. İslamın bütün kütüphanelerin toplasanız orda Resüllerin tek bir mesajı ile karşılaşırsınız.  «Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız?  "İbadet edilmeye layık sadece O'dur". Bunlara evet doğru sözdür dediğiniz anda bütün peygamberleri onaylamış olursunuz. Kişi bu sözün doğruluğuna adım attığı anda nerde yaşamış olursa olsun Rabbim benden ne istiyor diye merak etmeye ve bu mesajın kaynağıyla buluşmaya adım atacak süreçleri işletecektir. Peygamberlerin getirdiği bu ortak mesaja uygun hareket etmeyen ve Rabbim benden ne istiyor diyerek Rabbine içtenlikle yönelmeyen kişi müslüman coğrafyada doğsa ne olur ? onlarında akıbeti akletmeyenlerle aynı olup bütün amelleri iptal edilecektir.

Cenab-ı Allah, bir çok konuda kesin bir malümatınız olmayabilir ama yaşamınızın anlamını belirleyecek böyle bir konuda tereddüssüz bir bilgilenme istiyor. Bu öyle bir bilgilenmedir ki, bir dinin içinde doğdum ama ben doğru yerdemiyim sorusunu sorduran, yeryüzünde farklı coğrafyalarda dünyaya gelen bir hiristiyanın bir çinlinin kendisine söylenenler doğrumu diye araştırması gerekiyorsa benim de bana söylenenenleri araştırmam gerekir sorumluluğunu hissettiren bilgilenmelidir.

Hakikat arayışı bireysel bir arayıştır, bireysel bir meraktır ve Cenab-ı Allah her insanda bu potansiyeli var etmiştir. Eğer kişi bu potansiyelini kullanmak isterse, Cenab-ı Allah ona ilmini çok basit şeyler üzerinden gösterebilir bir çiçeğe bakarken, güneşe bakarken, hatta tırnağını keserken bile yaşatabilir. Bu yaşanmıştır ki Ebu Zerr (ra), Bilal-i Habeş (ra) ilmin verdiği kararlı bir tercih ile ayakta durarak Mekkenin baskıcı ortamında hakikat uğrunda ölesiye direnmiştir. Bu direnmenin ilimsiz olamayacağını Cenab-ı Allah söylüyor ve Allah'tan çekinmek mi bunu ancak ilim sahipleri gerçekleştirebilir diyor.

Kuran Üniversitesi.
Allah ilminizi arttırsın.







İNSAN DEVASA BOYUTTAKİ KALBİNİ NASIL BOŞA ÇIKARABİLİR?

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki soruların cevabı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl 108-109 tefsir dersine ait kayıttadır. Akl...