7 Şubat 2018 Çarşamba

HAYAT YA YARATICIYI TANIYIP ŞÜKREDENLERİN YOLU YA DA?

Selam Arkadaşlar;

Bunlar, Prof. Dr.  Halis Aydemir'in Nahl süresi 103-104. ayetler ışığındaki tefsirinden aktarımlar içermektedir.

Hakikatin en temeli, insanı yaratan Yaratıcı gücü tanıyacak ilmi yaparak O'na sevgi ve saygıyla bağlanmaktır. Yaratıcının gücünü hissettiği halde ondan uzak durup yokmuş gibi davranmak küfür sürecidir. Kafirlerinde doğruları takip ettiği zaman yanılmayın çünkü onlar hevaları ile örtüşen şeylerde doğruları takip edebilirler. Fakat bu doğrularda uzun süre sebat edemezler ve hevaları ile zıtlaştığında doğruda diretemezler. Dolayısı ile hevaları ile örtüşmüyorsa çirkin olan şeyleride yüceltebilirler.

Kafirler hevaları ile örtüşen şeyleri istikamet olarak belirlerken, müminler hevalarına ters düştüğü zaman bile doğruların peşinde olmakla sınanacaklarını bilirler. Dolayısı ile müminlerin hissesine sınav diye düşen şeyin simetriği kafilerin kanadında arzuların peşine düşüp kayatın zevkini çıkarmaktır.

Hayat; ya Yaratıcıyı tanıyıp bilip şükredenlerin yolu ya da O'nu göz ardı edip kendi kendisine ilahlaşan neyi arzuluyorsa onun kutsal olduğuna inananların yolculuğudur.

Kişi iman konusunda kararını aldığı zaman neticeleride buna uygu gelişir.
Kişi iman etme yönünde karar aldıysa ne yapar? 
Cenab-ı Hakkın kendisine verdiği akletmeyi gerçekleştirerek hakikatin arayışı içinde ilim yapar. İlim olmadan kişi akledemez. Kalbiyle, gözüyle, kulağıyla, bütün veri kaynaklarıyla bilgileri toplamayan kimsenin akletmesi diye bir şey söz konusu olamaz. En büyük ihlali çoğumuz burada yapıyoruz. Konu hakkında yeterince bilgiye sahip olmadan yargılar oluşturup bu yargılarımızıda aklettik diye iddaa ediyoruz. Zincirin önemli bir halkası olan akletmeden iman edemiyorsak ilim yapmadan da akledemeyiz.
İlim yapmanın öncüleri nelerdir ? Kişinin incelemesi, dinlemesi ve kulak vermesidir. Cenab-ı Allah bunlar için "yoksa yapmadınız mı" "yoksa şunuda yapmadınız mı" "görmezler mi" "yoksa ilim yapmadılar mı" diye sorar.

Üstlerinde kanatlarını açıp kapayarak uçan kuşları görmezler mi? Onları havada, Rahmân olan Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi görmektedir. Mülk 19
İlgili resimBir kuşun uçtuğu hareketlere bakın. Onun kendisini nasıl kontrol ettiğini, nasıl sıcak hava soğuk hava ayırımını yaptığını, nasıl vitesi boşa attığını ve onun yaratılışını bir düşünün. Eğer doğru bir gözlem yapılırsa bunu Rahmandan gayrı tutan olmadığı sonucuna gelirsiniz. Eğer doğru gözlem yapmazsınız milyonlarca yıl öncesinden dedesinin dedesi tepeden zıplamış zıplamış sonra kendini bırakmış artık uçuyoruz demiş onlarda uçmaya başlamış dersiniz.

Kişi muhakeme kabileyetinin artması için bakacak, gezecek, dolaşacak gözlemini sadece bulunduğu yerde yapmayacak.
O, yeryüzünü yaşanması kolay bir yer yapmıştır. Öyleyse onun her tarafını dolaşın ve Allah'ın verdiği rızıktan pay almaya çalışın ama (hiçbir an aklınızdan çıkarmayın ki) yine O'na döneceksiniz. Mülk 15

Bir konuda doğru düzgün bilgi sahibi olmadan konuşmayı tıpta yapmıyoruz, mühendislikte yapmıyoruz, mobilya alırken yapmıyoruz, kapartoda bile yapmıyoruz. hatta gideceğimiz bir kaç günlük tatil için bile her türlü bilgilenmeyi yapıp öğrenmek istiyoruz ki doğru bilgiye kavuşalım ama konu din olunca en yaygın yaptığımız şey bilgiden uzak durarak hatta bilgiyi karartarak akletmeye çalışmak oluyor. Bunu özellikle yapıyoruz ki istediğimiz sonuçları kestirmeden alıp arzularımızın
peşinden rahatça gidebilelim. Çünkü bilgilendiğimiz takdirde hoşlanmadığımız sonuçlarla karşılaşma ihtimali bizi ürküttüğü için terchimizi önden devreye koyup karartmada bulunuyoruz.

Kur'an'da ne kadar bakmazlar mı ayeti varken o kadar da yüz çevirme ayeti vardır. Eğer kişi bakıp incelerse bilgiler içeriye dolarsa içindeki mekanizma bunu ilme dönüştürür ve sonucu ortaya koyacağı düşünce dediğimiz süreç böylece tetiklenir

Ama bu süreçte kişi canını sıkacak sonuçlar ile karşılarsa sağlıklı akletmenin önünü kapatmak ister. Bu da zor bir süreç olduğundan kişi bunu sürekli yaşamamak için en iyisi hiç bilmemek daha iyidir diyerek kendi iddaalarını kendilerine yedirmeye kalkarak cehaleti mutluluk saymaya kalkar ki bu anlayış insanların çoğunda egemendir. Böyle kimselerin iman iddaaları çoğu zaman sözde kalır. Pekiyi insanların geneli böyle ikircikli bir alanı neden tercih ederler? çünkü kendi hevalarını ve arzularını o ikircikli alanda yaşatma yolunu seçerler.

Ben amelce kafirler gibi yapayım ama neticeyi müminler gibi almak ister. Yoksa Rabbim bize ne demiş? Elçisi bunu bize nasıl ulaştırmış? hayatımın manası maksadı bunları öğrenip hayatıma taşımakmış denilen süreçlere bilerek uzak durur.

Oysa sağlıklı iman süreci; Cenab-ı Hakkın ayetlerine odaklanıp buralarda topladığı bilgilerle ilim yapan ve iman eden kimselerdir. Bunlar iman bir tepeye çıkmaksa eğer, zahmetini çekerek düzgün bir şekilde tırmanan kimselerdir.

Ama bazısı istiyor ki ben hiç zahmete katlanmadan birileri beni heliköpterle tepeye bıraksın.
heliköpter tepe inme ile ilgili görsel sonucu
Cenab-ı Allah is herkes aynı yoldan gidecek diyor. Kafirler dediler ki Peygamberler bize bir mücize göstersinde bizi heliköpter tepeye bıraksın. Bizi bilgi toplamakla, akletmekle, değerlendirmekle gönüllü bir şekilde Allah'a iman edecek süreci yaşamakla uğraştırmasın mücizeyi göstersin elimiz ayağımız bağlansın mecburen iman etmek zorunda kalalım.

Çünkü mücizeler cebir oluşturur, ölümle burun buruna gelmek de cebir oluşturur ve Firavun bile imana gelir.

 Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldırmak üzere onları takip etti. Nihayet (denizde) boğulma haline gelince, (Firavun:) «Gerçekten, İsrailoğullarının inandığı Tanrı’dan başka tanrı olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım!» dedi.Yunus 90


Kuran Üniversitesi
Allah ilminizi arttırsın.


ÖLÜMLE ARAMIZ İYİ DEĞİLSE DE KARDEŞİYLE ARAMIZ ÇOK İYİ

ÖLÜMÜN KARDEŞİ Yüce Allah mübarek kitabı Kur’an’da şöyle buyurur: “Allah, vakti gelen canları ölümleri anında alır, henüz ölüm vakti gel...