5 Nisan 2018 Perşembe

YURT DIŞINDA ÇOK YERLER GEZDİM ORADAKİ İYİ İNSANLAR NE OLACAK?

Selam Arkadaşlar;

Gerçek olan, Rabbinden gelendir. O halde kuşkulananlardan olma! Bakara 147

En sık sorulan sorulardan bir taneside budur? 

Hocam yurt dışına bir çok yer gezdim ne kadar iyi insanlar var ama hakikati bilmediklerinden ötürü kötü yerlere gitmesine insanın gönlü razı olmuyor bunların durumu ne olacak diyorlar?

Bilmemek diye bir şey yok arkadaşlar?

Cenab-ı Allah, onları da ayetlerini, yegane kuvvet oluşunu, kullardan, insanlardan ve eşyalardan ilah olmayacağını kavrayacak bir fıtrat üzerine yaratmıştır. Bu insanların fıtratlarını başka bir yerde başka bir İlah'mı yaratıyor ki bu soru akla geliyor.

Akletmeden, dinini tahkik etmeden, bulunduğu toplumun rengine bürünmeyi bir inanç vesilesi sayıyorsanız bunların durumunu böylece kabullenebilirsiniz. Hangi coğrafyada olursa olsun akletmeyenler aynı kaderi paylaşacaktır. Şu halde herkes dönüp kendi niyetine baksın.

Hangi coğrafyada olursa olsun hakikati görmeyenlerin çoğu Allah'ın yarattığı fıtratı bilerek köreltmektedirler. Bu köreltmeyi hakikatin üstünü örtmek için gerekli görmektedirler. Fakat hangi coğrafyada doğarsa doğsun çıkarlarını devre dışı bırarak en basit akletmeyi gerçekleştiren kişiler sonunda hakikate erişirler. Neticede Kabe'nin dibinde doğupta bunu başaramayanlar var. Bunu gerçekleştirilen sayının az olması sizi yanıltmasın.

Bugünlerde bir düşünce tarzı belirmiş adam diyormuş ki manevitatı bir dağ gibi düşünün bütün dinler, manevi akımlar yukarda aynı yerde birleşirler dağın eteklerinde farklı olmalarına aldanmayın bunların hepsi aynı yerde birleşirler.

Adam modeli kurmuş hepsi aslında güzel bir yolun yolcuları olduğu için sonuçta aynı yerde buluşacaklarmış.  kimsenin tavuğuna kış diyormu? dürüstçe yaşıyormu? sen ona bak oda cennete gidecek önemli olan insanlık diyor...

Bu nasıl insanlık!
Adam en basit akletmeyi devre dışı bırakmışsa hangi iyilikten söz edeceğiz?
Bu iyilik değil ! bu kadar uyum içerisinde hayvanlarda yaşıyor. 

Oysa insanın en temel aklettiği süreç; Yaradınını tanıyıp O'na hayranlıkla kulluğunu gösterdiği ve O'nun yaratmadaki sınırsız gücünü kavradığı bir süreçtir.  Bu süreci doğru işleten bir adam bağışlayın taşa taptırabilir mi? böyle bir adam kendisi gibi insanlara kulluk edebilir mi? eğer edebiliyorsa akletmeten vazgeçmiş demektir.  

Akletmekten vazgeçen bir adam, bırakın dağa tırmanmayı yere doğru tepetaklak iniyordur. 

Cenab-ı Allah bir çok ayet de "düşünsünler diye" "hiç düşünmezler mi" diyerek insani kapasitemizi ortaya koyuyor. Bu kapasiteye sahip insan, yeryüzündeki varlığının akletmeyle gerçekleşeceğini ve bir yıllık tefekkürün bin yıllık ibadeten daha hayırlı olduğunu anladığında insanı varlığını harekete geçirmiş olur.

Bu süreç veri toplamadan, ayetlerle ilgilenmeden, gözlem yapmadan gerçekleşecek bir süreç değildir. Bu hareket bizim yaşamımızın olmazsa olmazıdır. Bunu yapan kimse ister Çin'de olsun ister Hindistanda olsun akletmek istediği takdirde Allah bu süreci işleteceği verileri ona ulaştırır. 

Hz Nuh (AS) ayetleri tilavet ederken ne diyordu?
 "Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış. Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi. Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır." Nuh 16-18  

Hz Nuh'un bahsettiği bu sürecin yaşanmadığı bir yer var mı? 
Bu süreç, insanı başlı başına yaradan hakikatine götürme yeterli ayetler değil midir? Her yerde güneş doğmuyor mu? Her yerde insanlar doğup, ölmüyor mu? Bu ayetleri es geçip görmezden gelenler, çıkarlarını kaybetme riskini göze almayan kimselerdir. Cenab-ı Allah aklederek gerçeğin üstünü ezmeyen herkesi muvakkaf kılacağını vaat etmiştir.

"O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar." Yunus 100

Hakikat arayışı bireysel bir arayıştır, bireysel bir meraktır ve Cenab-ı Allah her insanda bu potansiyeli var etmiştir. Eğer kişi bu potansiyelini kullanmak isterse, Cenab-ı Allah ona ilmini çok basit şeyler üzerinden gösterebilir bir çiçeğe bakarken, güneşe bakarken, hatta tırnağını keserken bile yaşatabilir.

Bir insan vahiy ile tüm yolları kapayıp da bir Yaratıcısı olduğunu söylüyorsa o söylediği Yaratıcı onun memurudur. Çünkü vahiy üzerinden Allah’ın buyruklarını alabileceği tüm kanalları kapadığından onun Tanrısı ağzı var dili yok bir tanrıdır ve iletişimleri sıfır olduğu için de ona bir rekat namaz kıldıracak gücü bile yoktur.

Müşrikler putdan tanrıları niye çok seviyorlardı? 
Tamda bu sebeple işte. Ağzı var dili olmayan, onlardan bir şey istemeyen hazır kıta asker gibi sadece onların taleplerini yerine getiren bir tanrı istiyorlardı. Sorsan onlar da çok iyi kimselerdi.

Halbuki kulluk dediğimiz şeyde hayatın anlamı; Yüce Yaradanın ayetlerini inceleyip O'na sevgi ve saygıyla bağlanacak süreçleri yaşamaktır.

Prof. Dr. Halis Aydemir hoca'nın tefsir derslerinden alıntıdır.



BÜTÜN DÜNYAYA MÜJDE YARIŞACAKSANIZ BUNUN İÇİN YARIŞIN

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki anlatı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Maide 119 meal dersine ait kayıttadır. Cenab-ı Hakkın insa...