19 Ocak 2019 Cumartesi

VARLIĞI TANIRKEN VAR EDİCİSİNİ TANIMA SÜREÇLERİ

Selam Arkadaşlar;

Aşağıdaki anlatı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl süresi 124-125 tefsir dersine ait kayıttadır.


İnsanın varlığa dair geliştirdiği düşünce fazının birinci planı, insanın varlığı tanıması; ikinci fazı, varlığı var edeni tanıması; üçüncü fazı, var edenin tek olduğu gerçeğini tanımasıdır.

İnsanın bu yanı, onu diğer varlıklardan ayıran yanıdır. 

Artık üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve süslemişiz, onun hiçbir çatlağı yoktur. Kaf 6


Düşüncenin tek boyutlu hali olan sadece varlığı düşünmek, insanın yapabildiği güzel bir şeydir. Hayvanlar da çok sınırlı bir ölçüde de olsa bunu yapabiliyorlar. Sıcak çok rahatsız ettiğinde gölgeye çekilebiliyor, daha güzel bir ot bulursa onu tercih edebiliyor.


İlmin bu kadar ilerlediğini söylediğimiz günümüz dünyasında bu ikinci boyut, düşünmekten men edilmiş bir boyuttur. 

Kimya dersinde bir öğrenci bu kadar förmüllere döktüğümüz sistematiği kim kurmuş derse ona, bunu konuşmak doğru değil deniliyor. Bu bir tabudur. Varlığı tanıyacaksın ama varlığı kim var etmiş bunu sormayacaksın. Halbuki varlığı tanırken kullandığımız şablonlar bize var ediciyi de sorduracak cinsten güzel şablonlardır. Mesala etki tepki kanunu. Bir yerde anlamlı bir bütünlük oluşturan bir sistem varsa burada tepkiye yol açan bir etki söz konusudur. Eve geldiğinizde masanın üzerinde dağınık bulunan yapbozların güzelce dizildiğini gördüğünüzde bunu kim yaptı sorusu gayet mantıklı bir sorudur. Bunlar kendiliğinden dizilmiş demek insanı akıl hastanelik eder.

İnsan evladı açısından varlığı tanırken var edicisini sorgulamak doğal bir süreçtir. Bu süreç hayvanlar açısından varlık ile olan münasebetiyle sınırlıdır. Çünkü var ediciyi de düşünce sisteminin içine katacak iki boyutlu düşünecek bir kapasitesi bulunmamaktadır.  Geçmiş milletler açısından müminin, mümin olmayanın, kafirin, kafir olmayanın illa bu düşünce boyutuna geçmek zorunda kaldıklarını görüyoruz. 

Günümüzde var ediciyi sorgulamayı reddetmek düşünceyi sadece varlıkla sınırlı tutmak "bilimsellikten" ziyade insan dediğimiz ahsen-i takvimi hayvan kategorisine hapsetmektir. Bu süreç bizlere de normal gelmeye başladı. 

Cenab-ı Allah bilgiyi sadece varlık üzerinden toplayan ve bunun üzerinden düşünce geliştirip sonuçlarından anlayışa "onlar sadece dünya hayatının zahirini biliyorlar" demektedir.

Tarihte putlara tapan insanların bile bir düşünce sistemleri vardı. Kendi varlık alanlarını görmüş bundan öte bir gücün hayat mekaniği için olması gerektiğini kabul etmişlerdi. Bu, düşüncenin ikinci boyuttaki karşılığıydı. Varlık delili yaratıcıyı mutlak suretle zorunlu kıldığından bütün Peygamberler dediler ki: "Allah konusunda kuşkunuz mu var?"

Cenab-ı Allah varlık üzerinden sürekli sordurur:

Şimdi gördünüz mü, içer olduğunuz suyu? Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiriciler Bizler miyiz? Eğer dilese idik onu acı bir su yapardık. Artık şükretmeli değil misiniz? Sonra gördünüz mü o ateşi ki, çakıverirsiniz? Vakıa 68-71


Devletler çok büyüdü gökten uyduları yönlendiriyor ama gökten bir damla su indirebildikleri yok. Sular gökten gelmezse orada açlıktan kıvranıp kalırlar. En ala memleketler için bile durum böyle. 


Bilimin yaratıcıyı tanıma noktasındaki oluşturduğu bariyer ve en batıl inançlardaki sapmadan daha çirkin bir tabudur. Bilimin bize böyle olmasını kabul ettirdiler yoksa geri kalırsınız dediler. 

Geri ne zaman kalırız? 

Varlığı tanımadan dini ilimler diye bir ilim safhası açıp ve bu dini ilimleri Cenab-ı Hakk'ın yarattığı varlıkları tanımadan, doğrudan tanımak istiyoruz. 
Yani birinci boyutunu yaşamadan ikinci boyutta bir ilim alanı oluşturuyoruz. Oysa varlığı tanımadan var ediciyi tanımak diye bir şey söz konusu olamaz. Var edici bütün gücünü de, bilgisini de, egemenliğini de varlık üzerinden tanıtmıştır. 

Kur'an, bir fizik ve kimya kitabı değildir ancak insandan gök cisimlerine kadar misaller verip bu ilimlerin var edicisini tanıtan Allah'ın kitabıdır. 

Bir de bunun 3. evresi var. Var edici kudretin tek olması gerektiğine dair akletme süreci. Hz İbrahim örneği üzerinden de bu süreçlerin Kur'an'da birçok örneği vardır.  


Gecenin karanlığı ortalığı kaplayınca, bir yıldız gördü, 
“Bu mudur benim Rabbim?" dedi. Yıldız batınca:
“Bende kulluk ve ibadet edilecek bir Rab sevgisi oluşturmayan, batan-kaybolan varlıkları Rab olarak istemem" dedi. En'am 76 



 NAHL Suresi 123 - 124 Prof. Dr. Halis Aydemir Hece Derneği


















Akleden insan; varlığı, var edeni ve kendini düşünerek, var eden kudretin kendinden ne istediğinin bilinci doğrultusunda hayatını tamamlamak için yaşayan kişidir.








VARLIĞI TANIRKEN VAR EDİCİSİNİ TANIMA SÜREÇLERİ

Selam Arkadaşlar; Aşağıdaki anlatı ve daha fazlası Prof. Halis Aydemir'in Nahl süresi 124-125 tefsir dersine ait kayıttadır. İnsanın...